Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
"Müebbetliklere" Mektup!

"Müebbetlik” yoldaşlar, siper yoldaşları; onurlu mücadelenizi, yaşamınızı ve haklı direnişi içten duygularımızla selamlıyoruz.
11 aydır kararlılıkla süren ve daha da süreceğinden kuşku duyulamaz olan haklı mücadelenizi destekliyor, yanınızda olduğumuzu aynı samimiyetle bildiriyoruz.
Makul ve bir o kadar da meşru olan insani taleplerinizi sahipleniyor; siyasi duruşunuzu, tavrınızı ve tamamen haklı olan mücadelenizi mücadelemiz olarak addediyoruz.
Esaret koşulları içinde ikinci bir esaret olarak sizlere uygulanan özel baskı politikalarını, manevi ve fiziki işkenceleri, insani ölçüler ve değerlerle bağdaşmayan tecrit, izolasyon uygulamalarını, sinsi yöntemlerle yaşam hakkınıza kast eden faşist uygulamaları, “ceza” içinde “ceza” biçiminde maruz kaldığınız ağır koşullar ve faşist baskıları, siyasi kimlik, sosyal varlık ve doğrudan yaşamınıza yönelen burjuva- feodal kin ve intikamcı zihniyet geleneğini, bu geleneğin tarihsel olarak köhnemiş olan “ceza” mantığı ve hukukunu, her türlü saldırı ve insani normlar dışında nitelenen gayri insani yaklaşımlarını lanetliyoruz.
Sevgili devrimci ve komünist “müebbetlik”  tutsaklar; açıklamanızla susturulmak istenen sesinizi duyurdunuz. Sesinizi duyanların sınırlı olduğu maalesef doğru. Ancak duyması gerekenlerin duyduğunu söyleyebiliriz! Duymak istemeyen hasım muhataplar ise, kolay kolay duyacağa benzemiyor. Onlara duyurmasını becermek sizlerin de çabanız dışında gösterilecek çabaya bağlıdır, bunu biliyoruz! Kuşkusuz ki, sesiniz olmaya çalışan dinamikler var; bu açıdan ferah olmalısınız. Ancak bunun henüz çok yetersiz ve cılız olduğunu itiraf etmeliyiz. Bir şey daha belirtmeliyiz ki, sesinizi ve onurlu direnişinizi sahiplenmek bir görevdir ve bu göreve sahip çıkılması gerekmektedir!
Siyasal gündem ve gelişmeler, direniş ve sesinizin duyulması veya duyurulması için gerekli zemini kısıtlamaktadır. Buna karşın, zulme karşı direniş en ağır şartlarda bile yankı bulmaya muktedirdir. Direniş ve haklılık öyle bir gerçek ki, hiçbir şartta yok sayılamaz, karartılıp üstü örtülemez inatçı bir doğaya sahiptir. En basiretsiz koşullarda, en gerici şartlarda ve en sinmiş-silikleşmiş zamanlarda bile, ezilenin çığlığı ille de karşılık bulan bir enerji, en kalın kabukları kırıp parçalayan keskin bir kuvvettedir.
Bir şey unutulmamalıdır ki, toplumsal dinamiklerin nispeten kör ve sağır olduğu en koyu karanlık dönemlerde bile, direniş hakkından ve haklılığından taviz verilemez. Mücadelenin sabır ve kararlılıkla sürdürülmesi tek devrimci tutum ve yoldur. Gerici baskının söz konusu olduğu yerde, direniş her şartta geçerlidir ve zorunluluktur. Bundan tereddüt edilmemeli-edilemez, etmediğiniz direniş tavrınızdan açıktır.
Öğüt verir duruma gelmenin rahatsızlığını hissederek bu sözlerimizi kesiyoruz. Zira direnişi en iyi yaşayanlar bilir. Yaptığınız şeyin doğruluğunu veya gerekliliğini sizlere anlatmak kadar anlamsız bir şey olamaz…
Karşı karşıya olduğumuz görev, direnişinize destek vermek, sahip çıkmak, sesinizi duyurmak, mücadelenizi kitlelere yaymaktır. Sınırlı koşullar ve en zorlu şartlarda sergilediğiniz onurlu direniş ve mücadeleyi (ki, son derece masum ve insanidir), mekan özgürlüğüne sahip olma avantajına sahip olan dışarıdaki dost ve yoldaşlarınızın bu cepheden yükseltmesi mümkündür.
Elbette ki, direnişinize duyarlı olunup görevler üstlenilecektir. Fakat abartılı bir iyimserliğe düşmemek gerekir ki, devrimci-demokratik hareket büyük bir tasfiyecilik atmosferinin içinde önemli derecede erimeler yaşamaktadır. Militan devrimci duruş ve tavır oldukça cılız seviyelere inmiştir. Oldukça sınırlı güçler devrimci çizgi temelinde ısrarlarını korumakta, ancak büyük bir çoğunluk eğilimi yasalcılığa meyledip tasfiyeciliğin pençesine düşmüş, devrimci eylem ve pratiğe mesafeli duruma düşmüştür. Bu, maalesef bir gerçektir.
Bu ne demektir? Dürüst ve gerçekçi olarak konuşalım ki, işin esası yine sizlerin omzundadır. Özneler sizlersiniz, sizin direnişiniz tayin edici olacaktır. Buradan kayıtsız kalınacağı sonucunu çıkarmamalısınız. Fakat, öznel beklentilere girmemeniz için gerçeği ifade etmenin daha doğru olacağını sizler de takdir edersiniz.
İkinci olarak şu demektir: Mevcut şartlar geçici ve taktik bir süreci ifade etmektedir. Devrimci şartların olgunlaşması ve devrimci kuvvetlerin gelişmesi kaçınılmazdır. Geleceğe dair umutlarımız mistik değil, bilimsel zemin ve çelişki-gelişme yasasına dayanmaktadır. Toplumsal çelişkilerin devrimci dinamikleri besleyerek büyütmesi diyalektik kanundur. Kısacası, devrimci hareketin zayıf durumdan ciddi gelişmelerle daha güçlü evreye geçmesi tamamen mümkündür. Devrimci gelişmelerin nesnel şartları mevcuttur ve bu şartların devrimci dalgaya dönüşmesi zorunludur. Bazen, tarihi fırsatlar doğar ve patlamalar çığ gibi gelişir. Bu da ikinci gerçektir ki, bunda karamsar olmaya yer yoktur.
Gerçek ne olursa olsun, hapishaneler sınıf mücadelesinin en dinamik mekanlarındandır. Hiç şüphesiz ki, sınıf mücadelesinde önemli bir rol de oynamaktadır hapishaneler. Sınıf mücadelesinin kesintisiz olarak sürdüğü belli başlı alanlardan biri genel olarak hapishaneler olmuştur. Öyle ki, kimi dönemlerde zindan direnişleri kıvılcım olmuş, dışarıdaki mücadelenin önüne geçmiş ve sürükleyici olmuştur. Bu, devrimci mücadele tecrübeleriyle sabittir. Devrim her cephede, her şartta zorlu ve acımasız mücadelelerde bizlere görev yüklemektedir. Ölüm hücrelerine kapatıldığımız en ağır şartlarda görevimize sahip çıktığımıza göre; devrim yenilmezdir. Stratejik zafer bizimdir.
Dostlar, yoldaşlar; yıllardır yatıyor, daha yıllarca yatacaksınız belki... Ama zincirleri parçalayan, duvarları yıkan, özgürlüğe uzanan direnişimiz daima sürecek!
Devrim bedel istiyorsa, komünistin ve devrimcinin bunda tereddüdü olmaz-olamaz! Bunu en iyi simgeleyenlerin başlıca simaları hiç şüphe yok ki sizlersiniz.  Olanaklarımız ölçüsünde direnişinizle birlikte olacağımızı belirterek, onurlu direniş ve mücadelenizde başarılar diyor, başaracağımıza olan inancımızı paylaşıyoruz.

 
Share