Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Kadın sorununda somut mücadele

Kadın sorununda çok çarpıcı sorunlar yaşanmakta ve bunlar genel olarak bilinmektedir. Ancak yaşanan açık sorunlar bilinse de, bu somut sorunların üzerinden mücadelelerin geliştirmesinde yetersiz kalınmaktadır. Bunun temelinde, geleneksel olarak süregelen köklü sorunlara karşı alışkanlıklarla adeta bir bağışıklık halinin yaşanması ve yaşamın her anında karşılaşılan sorunları kanıksama durumunun yattığı gerçektir. Sorunun ihtivası o kadar geniş ve ayrıntılı, o kadar yaygın ve büyük ki, çözümü de müdahalesi de o kadar karmaşık ve zordur. Mücadelesi devrime ertelenemez kadar yaşamsal olan bu devasa sorunun, sınıflı sistemle alakasından dolayı gerçek çözümü ister istemez ve devrime dayanır. Sınıfların var ettiği sorun ve son tahlilde sınıfsal olan sorun ancak sınıfların tasfiye edilmesiyle çözülür veya çözüm yoluna koyulur. Varlık temeli sınıflara dayanan sorun, bu varlık temeliyle ortadan kaldırılabilir. O halde kadın sorunu mücadelesinin sınıf mücadelesine bağlı ele alınmasının altı bir kez daha çizilmelidir. Bunları tespit etmek öncelikle gereklidir.
Bir şey daha gereklidir; kadın sorunu demokrasi sorunudur. Devrim bütün demokratik veya demokrasi sorunlarını içererek üstesinden gelen köklü bir eylemdir. Devrim sistemin içten iyileştirilmesiyle haklı ve objektif olarak ilgilenir ama onun işi bununla sınırlı değil, sistemin kökten nitel değiştirilmesinde sabitlenir. Buna karşın, demokrasi meselesi olan sorunlar devrim öncesi geliştirilebilir, hafifletilebilir, ileri çekilebilir konulardır ve bir anlamda devrimin hazırlıkları olarak işlev görürler. Bundandır ki, bu sorunların göreli olarak aşılması mümkün olup, mücadelesi devrime bırakma bilincinden arındırılarak ele alınmak durumundadır. Ama devrim mücadelesinin bir parçası olarak ele alınması ve köklü çözümünün devrimle mümkün olacağı da unutulmamalıdır. Özcesi, kadın sorunu devrime ertelenemez ama devrimsiz de düşünülemez. Tersini tasavvur etmek salt cinsiyetçi yaklaşım olmakla birlikte, sorunun çözümünde fersiz burjuva görüştür özünde.
Kadın sorununda önemli analiz ve tespitler yapılıp fikir düzeyinde çözümler tartışılıp üretilmektedir. Sınıf perspektifinden olduğu kadar, cinsiyetçi yaklaşımlar da güçlü bir zemin kaplamaktadır. Kadın sorunu kapsamında yaşanan baskı ve sömürünün cinsiyete dayalı olması, içgüdüsel ve haklı zemindeki cinsiyetçi reaksiyonları da tabiatıyla gündeme getirmektedir. Dolayısıyla bu reaksiyonlar sınıf tavrı bakımından kusurlu da olsalar, belli bir haklılığa dayanıp demokratik özellik barındırırlar. Bu durum, sınıf hareketinin demokratik yapıya sahip olan dinamikleri yanına almasını, onlarla çatıştığı noktada ideolojik düzlemde çatışmasını ama çakıştığı oranda birleşmesini gerektirir veya tanıtlar.
Demokratik sahada mücadele yürüten kadın hareketi ve tüm demokratik devrimci hareket bu genel doğrultuyu esas alarak, özgün ve somut mücadeleler geliştirmelidir. Bunun için yeterli materyal mevcuttur. Ve bunlar üzerinde daha etkili mücadeleler yükseltilebilir.
Köleci dönem, köle sahibinin köleler üzerindeki tasarrufu, yaşam hakları da dahil tüm imtiyazlara sahip olduğu korkunç karanlık bir dönemdi. Bu toplumsal sistem geçilse de kadın için devam etti özünde. Özellikle feodal toplumda kadının köleliği derinleşti. Kapitalist topluma gelindiğinde bu durum önemli nüanslar gösterse de, kadının, özellikle cinselliği itibarıyla metalaştırılıp pazarlanması-satılması biçimiyle özünü korudu-koruyor. Kapitalist-emperyalist çürümüşlük toplumsal  halk kitlelerini sömürüp körelttiği gibi, kadını da çürümüşlüğüne uygun olarak cinsel meta ve seks kölesi haline getirmekte, tüketimi teşvik edip ürünlerini pazarlamanın reklam aracı olarak kullanmaktadır.
Kadın bedeni ve cinselliğinin TV ekranları, gazete-dergi sayfaları, kartpostallar ve vitrinlerlerde çeşitli resim veya canlı görüntülerle sergilenip teşhir edilmesi yetmiyormuş gibi; sokaklardaki duvarlar, direkler, bina-dükkan camları, bilboardlar ve yapıştırılması mümkün olan her yer çıplak kadın resim-görüntüleri ile tıka basa doldurulmuş durumdadır.
Bu durum, kadını alabildiğine aşağılayan, rencide eden ve kadına yönelik çarpık anlayış ve yaklaşımı yansıtarak geliştiren ve kadına bakış açısı ile kadına yönelik cinsel saldırıyı açıkça teşvik edip kışkırtan bir durum olmakla beraber; kapitalist toplumun kokuşmuş yoz kültürü, kar hırsı ile kadın onurunu pervasızca ayaklar altına aldığı bir durumdur. Bu durum kapitalizmin, insani değerlere, insani hak ve özgürlüklere, kadının saygınlığına darbe vuran ağır bir çürümüşlük durumudur.
Bu tablo sınıf hareketinin önüne ve özellikle de kadın örgütlerinin önüne şu görevi koyar: Siyasi mücadele muhtevasının bir bileşeni olarak kadın sorununda, dibe vurmuş burjuva dejenerasyon ve çürümüşlüğe karşı demokratik kültür ve değerler mücadelesini ataklaştırmak!
Somut olarak atılması gereken adımlardan biri; resim ve görüntülerle günlük yaşamın her anında ve her köşesinde, sokak, duvar, cam, gazete-dergi ve tabelasında pervasızca teşhir edilen kadın cinselliği ve kadın kimliğine yönelik yapılan saldırılara karşı, gerek hukuksal zeminde davalar açarak, gerekse de kitlesel eylemliliklerle tepki ve mücadeleler ortaya koyulmalıdır. Kadını cinselliğiyle rencide edip onurunu ayaklar altına alarak teşhir eden ‘’reklamlar’’ yasaklanabilir-yasaklanmalıdır. Tüm demokratik güçler ve kadın örgütlerine öneri götürülerek ortak bir mücadelenin sergilenmesi sağlanmalıdır. Mücadelenin somut talebi; bilbordlardaki, gazetelerdeki, afişlerdeki vb. olağanın üstünde çıplak olan tüm kadın resimlerinin sergilenmesi-reklam edilmesi yasaklanmalıdır şeklinde olmalıdır. Elbette kitlesel tepki eylemleri de bunu sokaklardan hedefleyen ve besleyen mücadeleler olarak yürütülmelidir. Yani, kadın cinselliğinin pazarlanarak yaygınlaştırılan burjuva yozlaşma-yozlaştırma ve çürümeye karşı, proleter devrimci, demokratik ve hatta insani değer ve kültür adına bir savaş açılmalıdır. Bu savaşı kadın örgütlerinin omuzlaması özellikle önemli ve anlamlıdır. Elbette sınıf güçleri esasında tüm demokratik dinamikler bu mücadelenin öznesi olmalıdırlar.
Burjuvazinin bu saldırısına karşı mücadele yürütmek önemli bir görev, büyük gururdur.

 
Share