Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Birlik Devrimin İhtiyacıdır

Uzun yılların en sevindirici gelişmelerinden birini yaşadık. Pek sevindik! Sevincimizi paylaşmaktan geri tutamadık kendimizi. Çünkü, bu sevinç vesilesi salt pozitif enerjisiyle kalmamakta, geleceğe dair müspet işaretler vermektedir. Teorik kılıflara rağmen gerçeğin dili pratiğin kendisidir ki, bu pratik teorinin en hasıdır ve zımnen teorik kabule ışıktır. “Her şey bitti“ havasında değiliz, paçaları erken sıvamadık, zili erken çalmadık. Bilakis gerçeğin masum ama bir o kadar da inatçı ruhuna hapsolduk.
Bizce suni asla dayalı gerekçelerle ayrı duran, ya da ayrı durmayı benimseyenlerle, bunu sindiremeyen Kaypakkaya ardıllarını teşkil eden omurga güçler, Kaypakkaya geleneğine yakışır ve olması gerektiği biçimde özlenen o Kaypakkaya nümayişini birlikte gerçekleştirdiler. Makul olan budur-buydu da. Umudumuz daha ileri adımlara vesile olmasıdır bu gelişmenin. Ama bu pratiğin kendisi bile çok anlam ifade etmektedir. Harcımızın Kaypakkaya olduğu bu pratik tarafından beyan edilmiştir. Elbette bu kadarı yetmez; gerçeği özüne uygun olarak ilerletmek ve geliştirerek mantıki sonucuna taşımak durumundayız. Stratejik ödev budur! Maoist güçlerin kulak ardı edemeyeceği görev bu doğrultunun bilinçli olarak sürdürülmesidir. Ki bunun önünde bir engel yoktur.
Günümüzde unutturulmak istenen ve hırpalanıp yok edilmek istenen salt Kaypakkaya ismi değil, onun Komünist çizgisidir. Dün olduğu gibi, bugün de korkulu tehlike Kaypakkaya’nın temsil ettiği siyasal-ideolojik çizgi ve onun görüşleridir. Bundan daha açık bir gerçek yoktur. Tam da tasfiyeciliğin geliştirilip devrimci sınıf tavrı ve devrimci mücadelenin erozyona uğratılarak yok edilmek istendiği şartlarda Kaypakkaya’ya yönelik saldırıların yoğunlaştırılması anlamlıdır. İsminin anılması dava konusu yapılıp burjuva mahkemelerde cezaların kesilmesi bu saldırıların ve gerici korkuların çıplak kanıtıdır. Kaypakkaya’ya asla tahammül edilmediği somut saldırılarla (isminin anılmasının yasaklanılması, bundan ötürü yapılan yargılama ve cezalar verme tutumunda) olduğu gibi, her bakımdan ve her vesileyle yansımaktadır.
Bu tablo bizlere birçok şeyi öğretmektedir. Ama bunların içinden bir şeye dikkat çekmek siyasal bakımdan oldukça önemlidir. Kaypakkaya’nın ideolojik-siyasi temeliyle maruz kaldığı saldırı, hiç şüphesiz ki O’nun en yüksek seviyede ve güçlü olarak sahiplenilmesini gerektirir. Güçlü ve gerekli sahiplenmenin sağlanabilmesinin koşulu ise, O’nun ardılı olan güçlerin yükümlülüğü olup, bu güçlerin birliği ile mümkündür. Elbette ki, sahiplenme siyasi-ideolojik temsilde gerçek anlamını bulur ve bu noktadaki sahiplenme her şartta sağlanabilir. Fakat örgütsel bakımdan güçlü sahiplenişin sağlanması özellikle günümüz şartlarında Kaypakkaya ardıllarının birleşmeleri ile olanaklıdır.
Bu birlik yalnızca Kaypakkaya’nın güçlü sahiplenilmesinden feyz almaz elbette. Bu birlik, Kaypakkaya şahsında komünist çizginin savunulması anlamına geldiği gibi, en özlü olarak devrimin geliştirilip gerçeklestirilmesi için gerekli olan adımdır. Halk Savaşı’nın geliştirilip Yeni Demokratik Cumhuriyet’e geçilmesi, Sosyalizmin inşa edilerek komünist topluma doğru yol alınması için Kaypakkaya zemininde birliğin saglanması, Maoist Kaypakkaya ardıllarındaki dağınıklığın nitel güce dönüştürülmesini gerektirmektedir.
Bugün gelinen nokta veya atılan somut adımlar olumlu olup, bilinçli bir plan dahilinde yürütülmesi ve nihayete vardırılması gereken adımlardır. Ki ancak tutarlı çizgi üzerinde yaşanan gelişmeler gerçekte anlamlı sonuçlar verebilirler. O halde bugün yakalanan olumlu halka aynı bilinçle ilerletilip ileri hedeflere kilitlenmek ve o atılım düzeyine vardırılmak durumundadır. Hiç bir şey kendiliğindenciliğe bırakılamaz. Her şeyi bilinçli ve planlı olarak yönetmek, belirlenmiş hedefler doğrultusunda ilerletmek tek doğru tutumdur.
Aceleciliğe gerek yok, ama acele etmek şarttır. Sınıf mücadelesinde kaybedilecek zaman yoktur. Sınıf mücadelesinin ileri mevzisi olan Maoist Kaypakkaya güçlerinin dağınık kalmasına ise sınıf mücadelesinin tahammülü kalmamıştır. Sınıf mucadelesi açısından olumsuz bir realite olan Kaypakkaya güçlerinin dağınıklığı elbette en kısa sürede giderilmeyi talep etmektedir. Bu devrimin ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç keyfiyet ve kendiliğindenciliğe bırakılamaz.
Sevindiricidir ki Kaypakkaya güçleri bu kavrayışı yakalamış ve pratikleştirme noktasında adımlar atma durumuna gelmiştir. Henüz yetersiz olan bu gelişme ileri adımlarla taçlandığında devrimin somut siması değişecektir. Gelişme dalgası Halk Savası’ndaki atılımlara bile yol açabilecektir. Açık ki hiç bir Kaypakkayacı bu gelişmeden ötürü mutluluk duymaktan başka bir duygu tadamaz.

 
Share