|
Devrimin kitlelerin eseri olduğundan kuşku duymak devrime sırt dönmekle eşdeğerdir. O halde, devrimci parti doğrudan kitlelere yönelmek durumundadır ve yönelir de. Kitlelerle birleşemeyen veya kitleselleşemeyen siyasi bir parti ne kadar yetenekli olursa olsun devrim hedefinde muvaffak olamaz. Kitlelerle birleşme söylemi soyut bir görev değil, somut hedeftir. Yani, kitleler belirsiz bırakılmış amaç ve zeminde değil, somut devrim ve devrimci örgütlerinde birleşirler. Demek ki, kitlelerin birleşmesinin somut anlamı, halkın sınıf mücadelesinde kullanacağı örgüt aracında birleşmelerinde ifade bulur. Kitlelerin birliğinin en özlü anlamı, geniş halk kitlelerinin mücadele ve devrim kaygısıyla öncü örgütlerinin çatısı altında toparlanmasıdır. Eğer kitlelerin önderliği altında birleşecekleri bir örgüt yoksa, kitlelerin birleşmesinden söz etmek anlamsız ve saçmadır. Bu, bizi, kitlelerin devrim hedefi doğrultusunda birleştirilmeleri söylemini somut karşılığa ulaştırmak üzere, proletarya ve emekçi halk kitlelerinin seçkin unsurlarından teşkilatlanmış olan komünist partinin inşası sorununa veya inşa olmuş böyle bir partinin pekiştirilmesi ve geliştirilmesi görevine iter. Kitlelerin birleştirilmesi iyidir ama bu birlik nerede ve nasıl bir birlik olacaktır? İşte yaşamsal mesele bu soruda yatmaktadır. Misal, kitleler burjuva liberal önderlikler altında, küçük-burjuva devrimci önderlik altında ve benzeri birleşebilirler. Ama bizlerin istediği veya kast ettiği kitlelerin birliği-birleştirilmesi sorunu bu değil, bundan tamamen başka bir şeydir. O halde geniş halk kitlelerinin birliğinden kastımız, kitlelerin Maoist parti inisiyatifi altında birleşmeleri veya birleştirilmeleri niteliğidir. Yani, sınıf kuvvetlerinin sınıfın ileri nitel gücü ekseninde komünist örgütte birleşmesi halidir. Bütün bunlar ise ancak Maoist partinin ideolojik-politik niteliklerinin yanı sıra, örgütsel ve güç itibarıyla çekim merkezi olma yeteneğinde olması veya bu gücü temsil etmesi ile mümkündür. Kısacası, Maoist komünistler birleşmeden geniş halk kitlelerinin birleştirilmesi düşünülemez. Kitleleri birleştirmenin tek gerçek ve doğru zemini budur. Bunun dışında kitlelerin birleştirilmesinden bahsetmek soyut lafız ve gerçek dışıdır. Unutulmamalıdır ki, soyut gerçek diye bir şey yoktur, gerçek her zaman somuttur. Devrimci halk kitlelerinden söz etmek ama bunun temeli olan öncü güçlerin birliğini es geçmek temelden çürük bir yaklaşımdır. Devrimci halk kitleleri örgütsüzdür. Bunun gibi, Maoist güçler de tüm güçleriyle ortak örgüte sahip değil, dağınıktır. Kitlelerin birleştirilip devrime seferber edilmesinin ilk adımı en ileri güçlerinin birleştirilmesinden geçer. Bu birlik sağlanmadan halk kitlelerinin birleştirilmesi ve devrim doğrultusunda kalıcı büyük adımlar atılması tasavvur edilemez. Öncü kuvvetlerin dağınık olması bir kader ve kaçınılmazlık değil, bilakis tarihsel bir talihsizliktir. Siyasal açıdan dağınık ve ayrık kalmayı zorunlu kılan haklı gerekçeler yoktur, ilke sorunları hiç yoktur. Mevcut ideolojik-politik zemin ve genel güzergah Maoist güçleri esasta kavramakta, tek potada buluşmalarını olanaklı kılmanın da ötesinde zorunlu kılmaktadır. Yazık ki, Maoist güçlerin ayrı örgütlenmeler biçiminde vuku bulan dağınıklığı uzun yıllardır sürmektedir. Bu dağınıklığın sorumluluğu Maoist güçlerin omuzlarında olup, devrimimizin gelişmesi ve geleceği ile doğrudan alakalıdır. Maoist güçlerin devam eden ayrı örgütlemeler sürecinin tüm tecrübesi, gerekli gelişmelerin sağlanamadığını kanıtlamakla birlikte, bu dağınıklığın daha büyük kan kayıplarına yol açtığını somut olarak ortaya koymaktadır. Bu tecrübe yabana atılır önemsizlikte değildir. Devrimimizin tabii talepleri, buna bağlı tüm zemin ve öğeler Maoist güçlerin birliğini dikte etmektedir. Uzun yıllardır tek taraflı yürütülen ve son olarak diğer Maoist gücün de şartlı yürüttüğü tartışmada gelinen nokta oldukça zayıf olsa da, önemli emareler taşımaktadır. Birliğin ideolojik-politik zemini olan ve birlik kıstasları olarak öne çıkan esaslarda bir uyumun olduğu açığa çıkmıştır. Bu sevindiricidir. Her ne kadar birliğin kabulü söz konusu olmasa da ve yaklaşımda katı bir tutum yansısa da, birliğin gerçek zemininde zımnen bir hem fikirlik söz konusudur. Sunulmuş olan birlik kıstaslarına yaklaşım bunu doğrulamaktadır. Geriye kalan mesele “darbe“ meselesidir. Bu konuda, yani “darbe“ eleştirisine muhatap olan Maoist partinin “darbe“ ye ilişkin fikri ortaya koyduklarıyla bilinendir. Burada tartıştığımız “darbe“ sorunu değil, birliğin önünde engel olup olmamasıdır. Eğer birliğin kıstaslarında problem yoksa, salt “darbe“ düğümüne takılmak açıkça hatadır. Şayet “darbe“ ve bunun yol açtığı ayrılık sıcak bir sorun olmuş olsaydı, bunun tartışılması elbette örgütsel açıdan birincil hal alabilirdi. Ancak, geçmiş örgütsel bir sorunun (doğruluğu-yanlışlığı ayrı bir sorun) her şeyin önüne çıkarılarak tartışılması, ilelebet güncelleştirilmesi ve örgütsel muhtevasına karşın tüm birlik temelinin önünde engel haline getirilmesi çokça anlaşılır olamaz. Birlik için gerekli olan temel kıstaslarda uyum sağlandığı halde, örgütsel taktik değerde olan “darbe“ eleştirisinin birliği engelleyen bir sorun haline getirilmesi tutarlı ve doğru olamaz. Darbe eleştirinizde tamamen haklı olduğunuzu varsayalım; buna rağmen birliğe yaklaşımınız ne olmalıdır? Bir eleştiri ya da örgütsel-taktik bir sorundan ötürü, bütün ideolojik-politik birlik zemini heba edilmeli midir? En önemlisi de tartışmadan bu sorunları nasıl çözeceğiz, nasıl aşacağız? Tartışmak istemediğinizi vb söylemektesiniz! Peki tartışmadan nasıl ikna eder ya da olursunuz? Tartışmadan nasıl doğruları açığa çıkarabilirsiniz? Tartışmama tutumunuz demokratik açıdan ne anlama gelir? Bu bir dayatma-benmerkezci tutum ve ön yargı değil midir? Bir tartışmıyoruz demekle “darbe“yi tartışmasız kabul edin demiş olmuyor musunuz? Bu bir dayatma ve anti-demokratik tutum değil midir? Eskiden tartışıldı, yeniden tartışmaya gerek yok diyebilirsiniz. Fakat eski tartışmaların sağlıklı olmadığı aşikardır. Dahası eskiden tartışmış olmak, yeterince tartışıldığı anlamına gelmez ve yeniden tartışmamak anlamına hiç gelmez. Somut bir öneri var ve bundan ötürü olsa bile tartışmak gereklidir.
|