Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Hatalara Karşı Tutum Niteliği Belirler

Eğer yenilirsek ya da başarısız olursak, bu, düşmanın güçlü olmasından veya şartlar gerekçesinden önce, esasta hatalarımızın ve elbette ki ciddi hatalarımızın ürünüdür. Doğru çizgi, doğru çizgi temelinde doğru siyaset ve taktik, doğru planlama, akıl ile cesaretin birleştirilmesi, düşmanımızla birlikte kendimizi iyi tanımamız ve gerçeğe uygun hareket ederek güvenlik prensiplerini takip etmemiz, ilkeli ve disiplinli davranmamız ve gücümüz ile zamanımızı doğru kullanarak doğru çalışma tarzını oturtup yapmak için eyleme geçmemiz, başarılı olmamız için genellikle yeterlidir. O halde yenilgi ya da başarısızlıklarda kesin rol oynayan etmenlerden biri ve çoğunlukla belirleyici olanı subjektif hatalarımızdır. İnsanları hatalara sevk eden belirgin özelliklerden biri ise tek yanlılıktır. Tek yanlı bakış açısı olay ya da olguları bütünlüklü görmeyen ve sadece bir yanına bakarak algısal bilgi gözlemine dayanan, meselelerin iç çelişki ve derinliklerine ya da görünmeyen gizli yanlarına inmeyen kaba materyalist, biçimsel yaklaşımdır. Bu özelliklerinden ötürü, doğru tahlil ve sentezlere varamaz, dolayısıyla hatalara düşmekten kurtulamaz. Tek yanlılık ya da öznelcilik, tek ayak üzerinde yürümeye veya tek gözle bakmaya benzer.

Felsefi bütünlük; algılayarak yorumlama, bütün yönleri analiz etme ve senteze ulaşarak çıkan sonuçları pratiğe yansıtma diyalektiğinde ifade bulur. Süreç ya da şeylerin iç ve dış bağlantıları açığa çıkarılmadan doğru tahlil yapılıp doğru senteze varılamaz ve somut siyasetler geliştirilerek başarıya ulaşılamaz. Bu, genel olarak ve pratikte devrimci görevlerin yerine getirilememesi sonucuna varır. Bütün hata ve başarısızlıkların ve tabii ki yenilgilerin arka planında yatan sebep ideolojik-felsefi temeldir.

Yenilgide çeşitli sebepler rol oynarlar ama özellikle büyük hatalar mutlak bir şekilde rol oynarlar. Hatalar yapmak kaçınılmazdır. Bu yenilgi ve başarısızlıkların kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Yapılan hatalar düzeltilip dersler çıkarıldıkça, yapılan bu hatalar gelişmenin-güçlenmenin de zeminidirler. Büyük ve ciddi hatalar yapmamak ve yapıldığında bunları tekrar etmemek önemlidir. Eğer ciddi hatalar sık sık yapılır ve bunlar düzeltilmezlerse doğru yapmanın zemini azalarak zayıflar. Önlenmeyen veya tekrar eden hatalar giderek egemen hale gelip başarısızlıkları şartlarlar. Demek ki, başarısızlık ve yenilgilerin çoğunun altında yatan sebebin, tekrar edilen veya düzeltilmeyen hatalar olduğu doğrudur.

Hataların çeşitli sebepleri vardır. Bazen objektif koşullar hataları koşullayıp insanları hata yapmaya iterler. Ama bazen de insanlar kendilerinden kaynaklı olarak hatalar yaparlar. Evet, hatalardan bir bütün olarak kurtulmak mümkün değil. Bunu savlamak diyalektik dışıdır. Fakat şurası önemli ki, insanın kendisinden kaynaklanan hataların asgariye indirilmesi mümkündür. Ve önemli olan da insanın iradesine bağlı olan hataların, tamamen ortadan kaldırılamıyorlarsa, en aza indirilmesidir. Bunu yapmak insanın kendisine bağlıdır. İyi düşünmek, doğru karar vermek yeterlidir. İnsanın en büyük kazanımı ve erdemi hatalarından öğrenmek ve bu yolla doğruya ulaşmaktır.

Hatalar yapan insanlar yapılan hataları fark ederler. Çok nadir olarak hatalarını fark etmeyenler çıkar. Bunlara hatalarını göstermek gerekir. Ama hata yapanın da yardım almaya açık olması, bu yardımı istemesi gerekir. Aksi halde zorla hatalar kavratılamaz. Bilinçsizce hata yapanlara hataları gösterilip yardımcı olunması önemli bir görevdir. Hata yapan insanlara karşı başka türlü davranmak, kişinin başka hatalara sürüklenmesine yol açacağı gibi, hatalara karşı eğitici olma dışında kaba davranmak amaçlarımızla çatışan yanlış bir yöntemdir. Öte taraftan hataları kendisine gösterilmesine rağmen bu hatalarda ısrar edip ayak direyenler düzelme veya hatadan kurtulma eğiliminde olmayanlardır. Bu durum karşısında yeterli mücadele yürütüldükten sonra, kişi hala hatalarında ısrar ediyor ve aynı hataları devan ettiriyorsa, idari tedbir ve yaptırımlar uygulamak kaçınılmazdır.

Aynı hataların ya da ilkesel ve stratejik hataların tekrar edilmesi ve bunlarda ısrarlı olunması bir siyasi örgüt ve partide gündeme geliyorsa, o partinin nitel değişime uğraması kaçınılmaz olur. Eğer bir parti-örgüt hataları karşısında açık ve samimi değilse ve bu hatalarını alçak gönüllülükle kabul edip öz-eleştiri vererek sorumluluğunu taşımıyorsa, bu hatalarıyla mücadele edip düzeltmiyorsa, o parti ya da örgüt esas olarak güvenilir ve ciddi değildir.

Hata yapmayan değilse de, az ve önemsiz hatalar yapanlar genellikle başarılı bir yol izlerler. Tayin edici olan doğru çizgi ise, az hata yapan bir çizginin başarısızlığa uğraması veya yenilgi alması kolay kolay söz konusu olmaz. Ama çok hata yapan bir güç, isterse örgütsel bakımdan çok büyük olsun, yine de başarısızlıktan kurtulamaz. Genel olarak yenilgi ve başarısızlıklara yol açan zemin, sıradan günlük yaşam hatalarını saymazsak, siyasi-ideolojik ve örgütsel-askeri alanlarda yapılan hatalarımızdır denebilir. Aksi halde zayıf kuvvetlerin güçlü kuvvetlere karşı savaş kazanması mümkün olmazdı. Düşmanı taktik anlamda küçümsememek, stratejik açıdan ise küçümsemek ve şartlar el vermediği müddetçe maceracı bir hat izlememek savaşta önem arz eder. Tüm savaşlarda; isterse en eşitsiz çarpışmalarda olsun, yenilgiyi tayin eden şey yapılan hatalar ya da hataların yol açtığı zayıflıklardır. Çünkü, hatalar bizleri zayıflatırken, düşmanımızı da güçlendirmektedir. Savaş şartlarında yapılan her hata düşmana avantaj sağlayarak, genellikle hata sahibine karşı kullanılan etkili bir silaha dönüşebilir.

Savaş şartları ya da illegaliteyle karakterize olan düşmanla silahlı mücadele şartları, hatalara karşı en hassas olan koşullardır. Dolayısıyla bu şartlardaki parti ve örgütlerin her kademedeki tüm militan, faaliyetçi ve savaşçıları bu gerçeğe uygun olarak şekillenmek ve hareket etmek durumundadır. Örgütsel olarak güçlü ve başarılı bir parti, ancak güçlü ve başarılı kadro, üye ve militanlarla mümkündür. Parti ile savaşa göre şekillenmek esastır. Şekillenmenin bir ayağı ise hataları terk ederek doğrulara sarılmaktır.

Ve ister birey isterse de parti olarak, eğer yenilirsek, görev yalnızca ayağa kalkmak değil, düşmanı yenmek üzere yenilgiden ders çıkararak daha güçlü donanmaktır.

 
Share