Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Taktik Politika Üzerine

İlkesel ve stratejik anlayış ya da yaklaşımlar ile taktik siyasetler arasında kesin bir bağ ve uyum olduğu açıktır ve bu asla göz ardı edilemez. Bunun kadar strateji ile taktik arasında (ya da stratejik siyasetlerle taktik siyasetler arasında) mutlak bir fark var ki, bu fark birbirine karıştırılmayacak kadar mühimdir.
Strateji ile taktik aynılaştırılırsa; bunun bir durumda siyasette kabızlık yaratması kaçınılmaz olur, ikinci durumda ise, stratejik duruş yitirilerek salt reel gelişme ve politikalar ekseninde kalarak son tahlilde ilkesizliğe saplanmak kaçınılmaz olur. O halde stratejinin önemi ile siyasetin önemini hem birbiriyle bağı anlamında ve hem de ayrışan fonksiyonlarıyla kavramak ve iki açıyı yerli yerine oturtmak elzemdir.
Stratejiler veya stratejik siyasetler süreçleri kapsar. Verili bir sürecin başından sonuna kadar geçerli kalır, varlığını sürdürürler. Ve bunlar yığınca taktik siyasetle beslenirler. Yani, stratejik süreç boyunca stratejiye hizmet eden sayısız siyaset ve taktik kullanılır.
Taktik veya taktik siyasetler ise, stratejik süreç içinde veya stratejiye bağlı olarak biçimlendikleri gibi, süreç boyunca sık sık değişir veya değişebilirler. Taktiklerde zaman bağlayıcı değildir, zira sürecin tamamıyla alakalı değildirler. Yalnızca sürecin şu ya da bu aşamasında, şu ya da bu görevi hakkında biçimlenir ve bu süre boyunca geçerli olurlar. Görece uzun bir zamanda geçerli kalabilecekleri gibi, en kısa zaman içinde değişebilirler.
Taktiklerin-taktik siyasetin devreye girmesi ya da değişmesi; sürecin niteliği aynı kalmakla birlikte, güncel gelişmeler, ortaya çıkan göreceli durumlara vb göre ele alınır. Bu bağlamda açık ki, belirlenen bir taktik siyaset nispeten kısa süre içinde yaşanan gelişmelere bağlı olarak değişir-değişebilir. Taktik siyasetler bir kez belirlendikten sonra, sürecin sonuna kadar mutlak şekilde devam edeceği anlamına gelmez. Yani, uzun süre devam edeceği gibi, çok kısa bir zaman diliminde değişebilir. Bu, politik siyasal gelişmelere, gündeme gelen yeni koşullara ve taktiğin stratejik yaklaşımlarımıza hizmet edip etmeyeceğine göre vb belli olur.
Özellikle taktik politikada bütünlüklü şartlar dışında lokal olarak ortaya çıkan veya lokalde bulunan şartlar taktiği zenginleştirir. Yani, genel anlamda geçerli olan taktik politika, herhangi bir özgülde farklı biçimlenebilir. Daha açıkçası, Türkiye-Kuzey Kürdistan genelinde uygulanan bir taktik politika, herhangi bir bölge veya ilin özgül şartlarında özgün bir biçim alabilir. Bu, genel taktiğin mantığına ters düşmeyeceği gibi, onun gerekçelerini çürütmez.
Özcesi, taktiğe; belirlendikten sonra değişmez bir yasa olarak bakılamaz. Taktik stratejiyle bir tutulamaz, katı olarak ele alınamaz. Bugün taktiğin bu biçimi doğruyken, yarın taktiğin başka bir biçimi doğru hale gelebilir.
Örneğin, BDP yapılacak olan genel seçimlere bağımsız milletvekili listesiyle katılmaktadır. Ki milletvekili adaylarını belirleyerek Yüksek Seçim Kuruluna sunmuş bulunmaktadır. Fakat gelinen aşamada Yüksek Seçim Kurulu BDP’nin bağımsız milletvekilleri listesinden on iki milletvekili adayının adaylığını uygun görmediğini açıkladı. 12 millet vekili adayını veto etti. YSK’nın bu kararının siyasi bir tavır olması ve hukuken haklı gerekçelere sahip olmaması gibi gerçekler ayrı bir tartışmayken; bu gelişme BDP’nin seçimlere yaklaşımını gözden geçirmeye yeterli bir sebeptir.
Kuşkusuz ki, BDP seçim politikasını-seçimleri taktik bir mesele olarak ele almadıkları, bilakis stratejik bir mesele olarak ele aldıklarından, bu gelişme ile birlikte seçimleri boykot etme tavrını geliştirmeyebilir-geliştirmeyecektir. BDP, seçimlerden çekilmeyi de masada tuttuklarını açıklasalar da, bunun taktik olduğunu ve baskılanma yaratmak için dillendirildiği açıktır. BDP’nin tüm stratejik politika ve yaklaşımları vb’ye rağmen parlamentodan çekilmeyi göze alamayacağı ağırlıklı ihtimaldir.
BDP’nin somut siyasi gelişmeyi seçimleri boykot etme taktiğine yeterli görüp görmeyeceği, böyle bir yönelime girip girmeyeceği tartışmamız dışı ayrı bir tartışmayken; genel anlamda söz konusu gelişmenin boykot tavrı taktiğine geçmeyi gerektiren bir gelişme olduğunu söyleyelim. Yani, BDP milletvekilleri şahsında YSK’nın aldığı karar, olağan durumda katılma taktiğinin değiştirilmesi için yeterli bir gelişme olduğunu söyleyelim. Taktiğin değişmesi için gerekli olan şartlara iyi bir örnektir.
Başka bir örnek daha ele alırsak. Mesela Maoist parti genel seçimlere ilişkin boykot siyasetini benimsedi. Bu taktik stratejik gerekçeleri vb açısından doğru ve genel bir taktiktir. Ancak bu taktiğin ilelebet doğru kalacağı söylenemez. Hatta seçimlere kadar mutlak biçimde değişmeden doğru kalacağı da söylenemez. Tersinden seçimlere kadar boykot tavrının değişeceği de iddia edilemez.
Dahası, diyelim ki, genel şartlar anlamında bir değişiklik olmadığı halde, sadece bir parçada şartlar değişkenlik gösterdi, özgül bir durum ortaya çıktı veya yeni şartlar ortaya çıktı. Bu durumda, genel taktik geçerli kalmakla birlikte, söz konusu parçada başka bir taktiğin uygulanması doğruluk kazanır. Elbette bütün bunlar bir anlayış meselesi veya varsayım olarak dillendirilmiştir.Taktik politikaları değişmez-dokunulmaz mutlak şeyler olarak algılamak son derece hatalıdır.

 
Share