Analiz Diğer Yazılar

Burjuva oyunlara karşı alternatif halk anayasası için mücadele edelim

“Özel mülkiyet dünyasının sömürü ve egemenlik imtiyazı üzerine kurulu uluslar arası tekelci emperyalist devletler ve bunların sistemlerine göbekten bağımlı olan devletler, emperyalist dünya sisteminin yeni stratejik konseptlerine göre yeniden dizayn edilmektedir. Faşist komprador bürokratik burjuvazi ve büyük toprak ağalarının iktidarı durumundaki Türk devleti de bu dizayn sürecine dahil edilenlerden biridir.

Türkiye-Kuzey Kürdistan siyasi coğrafyasında hakim sınıf klikleri arasında çelişkilerin giderek keskinleşmesi ile seyreden ‘’demokratikleşme’’ patentli yeniden yapılanma süreci ve bu daire üzerinde yaşanan tüm gelişmeler Yeni Dünya Düzeni ve onun dominant ayağı olan Büyük Ortadoğu Projesi eksenindeki emperyalist stratejik projenin uzantısıdır. Halk oylamasına vesile edilen anayasa değişikliği bu kapsamdaki gelişmelerin bir parçasıdır.

Zira söz konusu anayasa değişikliği ne faşist hakim sınıflar anayasasını iğdiş etmektedir, ne çeşitli ulus ve azınlıklardan halk kitlelerinin ekonomik-demokratik talepleri, ezilen ulus ve azınlıkların ulusal demokratik talepleriyle ilgili ve ne de demokratikleşme ihtiyacıyla öngörülen değil, bilakis iktidar erkinin pervasız baskı ve sömürüsünün önünü sınırsızca açan bir öze sahiptir, bu ihtiyaçla gündemleştirilmiş bir anayasa değişikliğidir. “Demokratikleşme”, “80 AFC’si ve bunun 82 anayasasıyla hesaplaşma” gibi safsatalar, aldatmaca olup mesnetsiz burjuva düellodan ibarettir.

Kara bir domuzun üzerinde bir-iki tel kılın beyaza boyanmasıyla domuzun beyaz olduğunu ileri sürmek ise, son derece gülünç bir iddiadır. Buna kanmak, burjuva devletin gönüllü savunusuna girmek değilse bile, en hafif değimiyle sınıf bakış açısından yoksun olmak anlamına gelecektir.

Özellikle AKP eliyle geliştirilen tasfiyeci süreç, devletin yapılanması projesinin önündeki antagonist çelişki engelini ifade eden Komünist ve devrimci hareket ile silahlı ulusal hareketin düzen içine çekilerek, bu vasıtayla da geniş halk kitlelerinin düzene yedeklenmesini içermektedir. Reformist-revizyonist tün burjuva liberal tasfiyeci kesimler niyetli ya da niyetsiz bu dümene hizmet etmektedirler. Halk kitlelerini ‘’evet’’ ya da ‘’hayır’’ etrafında gerici düzenin faşist anayasasını onaylamaya çağırmaktadırlar. Demokrat, ilerici, hele sosyalistlik ve sol-devrimci geçinen malul çevre adına bu tavır utanç vericidir.

 
Share