Analiz Diğer Yazılar
Gazi Halk Cephesi imzalı talihsiz açıklamaya yanıt -I-
“Bu davanın ideolojisi yok”
Fransa ve TC’nin Ermeni Soykırımı Raksı
Faşizmin 2011 tablosu ve 2012 beklentileri...
Devletin Mele Açılımı
Nepal’de çizgi mücadelesinde saflar netleşiyor
Savaş Pazarında Demokrasi Oyunu
Fethullah Gülen’den Irkçı Hezeyanlar
Çatı partisinden kongre hareketine...
Hukuk ve Anayasa
DTK’nın "Demokratik Özerklik" ilanı
Gerillaya Karşı Kontr-Gerilla Eğitim Kampı
Kamuoyuna zorunlu açıklama
Dengenin Bozulacağı Eşik
Sosyal demokrasinin ‘sosyalizm’ güncesi
Sarıl güne, sarıl saate
Arap baharında dikenli ciseleer
Ermenilerin ölüm yolculuğu -II-
Ermenilerin ölüm yolculuğu -I-
Ortadoğu üzerine -II-
Ortadoğu üzerine -I-
Filipin toplumu ve Filipinler Devrimi’nin 40 yılı
Kıbrıs Kıbrıslılarındır
Türkiye ve Kürdistan'da neyi nasıl yapmalı
WikiLeaks’lerin Amerika’yı aklama serüveni
Yeni NATO konsepti ve Türkiye
Çin-Türkiye ilişkileri ve Çin imparatorluğu
‘ANNE BAK KRAL ÇIPLAK’!
“Tunceli (Dersim) Sempozyumu” ya da “Emperyalizmin Yeni Yerli Uşağı Liberal Muhafazakârlığın, Dersim Açılımı” Tırmanan Tehlike ve Acil Görevlerimiz
TC Devleti ve Kürt Ulusal Hareketi Kendi Çözümlerine Yakınlaşmış Bulunmaktadır
| Burjuva oyunlara karşı alternatif halk anayasası için mücadele edelim |
|
“Özel mülkiyet dünyasının sömürü ve egemenlik imtiyazı üzerine kurulu uluslar arası tekelci emperyalist devletler ve bunların sistemlerine göbekten bağımlı olan devletler, emperyalist dünya sisteminin yeni stratejik konseptlerine göre yeniden dizayn edilmektedir. Faşist komprador bürokratik burjuvazi ve büyük toprak ağalarının iktidarı durumundaki Türk devleti de bu dizayn sürecine dahil edilenlerden biridir. Türkiye-Kuzey Kürdistan siyasi coğrafyasında hakim sınıf klikleri arasında çelişkilerin giderek keskinleşmesi ile seyreden ‘’demokratikleşme’’ patentli yeniden yapılanma süreci ve bu daire üzerinde yaşanan tüm gelişmeler Yeni Dünya Düzeni ve onun dominant ayağı olan Büyük Ortadoğu Projesi eksenindeki emperyalist stratejik projenin uzantısıdır. Halk oylamasına vesile edilen anayasa değişikliği bu kapsamdaki gelişmelerin bir parçasıdır. Zira söz konusu anayasa değişikliği ne faşist hakim sınıflar anayasasını iğdiş etmektedir, ne çeşitli ulus ve azınlıklardan halk kitlelerinin ekonomik-demokratik talepleri, ezilen ulus ve azınlıkların ulusal demokratik talepleriyle ilgili ve ne de demokratikleşme ihtiyacıyla öngörülen değil, bilakis iktidar erkinin pervasız baskı ve sömürüsünün önünü sınırsızca açan bir öze sahiptir, bu ihtiyaçla gündemleştirilmiş bir anayasa değişikliğidir. “Demokratikleşme”, “80 AFC’si ve bunun 82 anayasasıyla hesaplaşma” gibi safsatalar, aldatmaca olup mesnetsiz burjuva düellodan ibarettir. Kara bir domuzun üzerinde bir-iki tel kılın beyaza boyanmasıyla domuzun beyaz olduğunu ileri sürmek ise, son derece gülünç bir iddiadır. Buna kanmak, burjuva devletin gönüllü savunusuna girmek değilse bile, en hafif değimiyle sınıf bakış açısından yoksun olmak anlamına gelecektir. Özellikle AKP eliyle geliştirilen tasfiyeci süreç, devletin yapılanması projesinin önündeki antagonist çelişki engelini ifade eden Komünist ve devrimci hareket ile silahlı ulusal hareketin düzen içine çekilerek, bu vasıtayla da geniş halk kitlelerinin düzene yedeklenmesini içermektedir. Reformist-revizyonist tün burjuva liberal tasfiyeci kesimler niyetli ya da niyetsiz bu dümene hizmet etmektedirler. Halk kitlelerini ‘’evet’’ ya da ‘’hayır’’ etrafında gerici düzenin faşist anayasasını onaylamaya çağırmaktadırlar. Demokrat, ilerici, hele sosyalistlik ve sol-devrimci geçinen malul çevre adına bu tavır utanç vericidir. |

