|
Devletin Kürt ulusuna yönelik topyekun saldırı ayaklarının en önemlilerinden biri de halkın din hassasiyeti kullanılarak Kürt Ulusal Hareketi’nin etkisi kırılmak istenmesidir Halk olarak her gün yeni ‘gündemlerle’ uyanıyoruz, gözlerimizi açıyoruz yeni güne. Bu gündemler her defasında hakim sınıfların kendi çıkarları doğrultusunda yaratılan ve bizlere dayattığı gündemler oluyor. Burjuva feodal sistem, dini her zaman halkları aldatmak için bir araç olarak kullanmış ve bu amaçla ilgili kurumlarınca çok kez kararlar almıştır. Son olarak da Kuzey Kürdistan’da, Diyanet İşleri bünyesinde melelerin kadroya alınması girişimi gündemde. Öncesinde benzer bir girişimi Alevi dedelerine maaş bağlamakla başlatan, ancak istediği sonucu alamayan hükümet, bu girişimle de aynı amaçları güdüyor. Güdülen amacın nasıl bir sonuca varacağı ise bölge halklarının tavrıyla orantılı gelişecektir. “2012 yılının en önemli projesi” Diyanet İşleri Başkanlığı Kuzey Kürdistan’da, bir sefere mahsus, “mele” denilen ve halk arasında “molla” olarak tabir edilen kişileri işe almak için 1000 kişilik bir kadro açtığını duyurdu. Bu proje Başbakanlık tarafından da “2012 yılının en önemli projesi” olarak değerlendirildi. Projeye dair ilk açıklama yapanlardan biri Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ oldu. Üzerine hayli kafa yorulduğu ve belirli bir plan-program çerçevesinde ele alındığı anlaşılan proje hakkında Bozdağ; “Bu kişileri analiz ettik. Toplumda sözü dinlenen saygınlığı olan, sözleri insanları durduran ve harekete geçiren insanlar. Bu kişilerin hizmetinden müftülük denetiminde yararlanmak istiyoruz” diyor ve ekliyor: “ Bu proje 2012 yılının en önemli projesi “ Meleler memuriyeti “Yeni yılın en önemli projesine” dair Bozdağ, “Doğu’da mele, bizim bildiğimiz tabirle molla denilen din eğitimi almadığı halde din bilgisi olan, toplum tarafından saygı gören isimler var” olduğunu ve bu kişilerden Diyanet Başkanlığı olarak istifade edebilmek için daha önce çıkardıkları kanun hükmündeki kararnamede bir düzenleme yaptıklarını ve bu tip kişilerden, Diyanet tarafından yapılacak sınavda başarılı olmaları kaydıyla sözleşmeli imam hatip olarak yararlanmak istediklerini, bunun bir defaya mahsus olarak kullanılacak bir düzenleme olduğunu ve 1000 kişilik bir kadro öngördüklerini, lakin yaptıkları hesaplamalara göre ise 800 civarında ihtiyaç olduğunu belirterek, projenin kapsamını ve hedeflerini açıkladı. Projenin hedefi mele alımı değil Diyanet İşleri ise basına yansıyan biçimiyle bu projenin hedefinin “mele alımı” olmadığını, çalışmanın bu şekilde sunulmasının doğru olmadığını belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı, “Basına yansıdığı biçimiyle bu çalışmanın hedefini ‘mele’ alımı gibi sunmak doğru değildir. Bu uygulama, din hizmetine ihtiyaç duyulan ve özellik arz eden yerlerde bu ihtiyacı karşılamak üzere yetişmiş eleman istihdamına ve hizmet önceliğine matuf bir uygulamadır. Söz konusu haberde geçen ‘din eğitimi almadığı halde din bilgisi olan’ ifadesi ise gerçeği yansıtmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, personeline yönelik yoğun hizmet içi eğitimi yapan bir kurumdur. Bu kapsamda değişik eğitim merkezlerinde ülkemizin farklı yörelerinden gelen din görevlilerine yönelik özel hizmet içi eğitim programları düzenlene gelmiştir. Basına yansıyan bu eğitim programı da aynı niteliktedir.” diyerek projeyi savundu. Bu projeyle, bölgede devlet ve cemaatin eli güçlenecek Başbakanlık ve Diyanet açıklamalarında konuya dair bir tezatlık olduğu sanılabilir fakat özünde benzer-aynı şeyler söyleniyor. Mevcut proje kapsamında kadro alımlarının içeriği değişmemekte; yani sözü edilen kadrolar bu bölümlerle ilgili fakülte mezunu kişilerden değil, aksine hizmet içi eğitime tabi tutulup sertifika alan, ya da Mele-Molla denilen kişilerden yapılacak. Bir fark söz konusu değil. Ki bu, işin özü değil, aksine projenin esasının saptırılması, bilgi kirliliği yaratılması ve projenin yüzeysel tartıştırılmasıdır. İşin-projenin esası, Kürt Ulusal Hareketi’ne yönelik saldırılarının bir ayağını oluşturması ve dini anlamda Kürt hareketinin bölgede yarattığı etkiyi kırmak, cemaatin ve devletin elinin güçlendirmek, bölgede Meleleri kadroya alarak “Müftülük denetimli hizmet” ile toplumu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek ve yönetmek, kendi memuru haline getirip siyasi hedefine yöneltmek ve böylece toplumun sistemden rahatsızlığını ve ona karşı mücadelesini “Meleler memuriyeti”yle en alt seviyeye indirmek ve hatta öteleyip iş yapamaz hale getirmek amaçlanmaktadır. Mevcut proje ile burjuva-feodal gerici devlet ideolojisi bu “kadrolar” aracılığıyla Kuzey Kürdistan’daki halklara empoze edilmekte, yaratılan bilgi kirliliğiyle halklar teslim alınmak, sindirilmek istenmektedir.
|