|
Politik açıdan bakıldığında, Maoist hareketin, ülkenin işbirlikçi egemenlerinin uygulamaya çalıştığı emperyalizm yanlısı neo-liberal politikalarına ciddi bir engel oluşturduğu görülebilir. Adivasilerin ve onlara önderlik eden Maoist partinin mücadelesi, ülkeyi (başta da Adivasilerin yoğun olarak yaşadıkları el değmemiş bölgeleri) talan etmeyi amaçlayan Hindistan egemen sınıflarının ve onların emperyalist efendilerinin karşılarındaki en büyük tehdittir.
Haziran’ın ilk haftasında Hindistan Ordusu, resmi makamların “askerleri ormanların savaş koşullarına uygun şekilde eğitecek bir kamp” kurma amacıyla, İç Hindistan’daki Chhattisgarh Eyaleti’nin güneyindeki Bastar’a giriş yaptı. Bu bölge yerli Adivasi’lerin, Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in önderliğinde yürütmekte oldukları devrimci savaşın önemli merkezlerinden biri. Ayrıca Naksalistler adı verilen Maoistlerin kurtarılmış bölgesi kabul edilen iç ve doğu Hindistan’ın da komşusu. Düzen medyası 500 kadar asker ve subayın Narayanpur bölgesindeki Abhujmad’a giriş yaptıklarını söylüyor. Burada 750 kilometrekarelik bir alan, kampın inşası için ayrılmış. HKP(Maoist)’in açıklamasında ise bölgeye giren devlet güçlerinin sayısının 1000’den fazla olduğu söyleniyor. Partinin 4 Haziran tarihli açıklamasında, devletin detayları gizli tutuyor olmasına rağmen bölgeye iki adet yeni “Orman Savaşı Eğitim Kampı” kurulacağına dair kuvvetli söylentilerin dolaştığı belirtiliyor. Açıklamada bu eğitilen askerlerin sadece Chhattisgarh’ta değil, aynı zamanda Maharashtra, Bihar, Jharkand, Madhya Pradesh, Batı Taraçaları, Batı Bengal, Odisha, Andhra Pradesh ve Maoistlerin faal olduğu tüm bölgelerde görev yapmak amacıyla eğitimden geçirildikleri yönünde bir uyarı bulunuyor. Bu, Adivasilerin Maoistlerin önderliğinde direnmekte oldukları tüm bölgelere yönelik bir askeri harekat olan “Yeşil Av Operasyonu’nun” şiddetinin arttırılması için gerçekleştirilmiş bir hamledir. HKP (Maoist)’in Dandakaranya Özel Bölge Komitesi’nin 3 Haziran tarihli bir açıklaması ise bu hamlenin gerçek maksadını irdeliyor ve buna şiddetle karşı çıkılması gerektiğini belirtiyor. Engin Dandakaranya ormanları, Chhatisgarh, Andhra Pradesh, Maharastra ve Orissa eyaletleri boyunca uzanıyor. Hindistan Ordusu’nun ilk bölüklerinin Kanker’e ulaşmaları ile birlikte resmi “askeri intikal” süreci başlatılmış durumda. Ama bu hakikati halktan gizlemeye çalışan egemenler, askerlerin bölgeye Maoistlerle savaşmak için değil, “eğitim” için geldikleri yalanını yaymayı sürdürüyorlar. Savunma Bakanlığı’nın askere “kendisini savunabilmesi” amacıyla kimi yetkiler verdiği söyleniyor, ancak bu yetkilerin esas mahiyeti tam olarak bilinmiyor. Yaşanan vahşet münferit değil Hem merkezi devletin hem de eyalet yönetiminin yetkilileri bu hareketin, Yeşil Av Operasyonu’nun bir parçası olduğunu reddediyor, halka yöneltilen imha politikasına karşı mücadele veren devrimci-demokrat muhalefeti yalanlarla etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Ama apaçık ortada olan gerçek, artık ordunun da halka karşı verilen kirli savaşta, özel polis kuvvetleriyle birlikte yer alacağı gerçeğidir. Hindistan Ordusu, Keşmir ve Kuzeydoğu’daki harekatlardan sonra, şimdi de Hindistan’ın en çok ezilen kitlesi olan Adivasileri hedef tahtasına oturtmuş durumda. Öyle görünüyor ki, Silahlı Kuvvetlere Özel Yetki Yasası bundan böyle Bastar’da da uygulanacak. Şimdiye kadar askeriyenin, Maoist militanlar ile sıradan yurttaşlar arasında keskin bir ayrım gözeterek hareket etmemiş olduğu göz önünde bulundurulursa, askerlere “kendilerini savunabilmeleri” için verilen talimatların aslında halka serbestçe saldırmalarının resmi mercilerce onaylanmasından başka bir şey olmadığı anlaşılabilir. 2005’ten bu yana, önce Salwa Judum’cuların [Chhattisgarh’taki yerel yöneticiler ile polisler tarafından yönlendirilen karşı devrimci milisler] sonra da Yeşil Av Operasyonu kapsamında hareket eden devlet güçlerinin faaliyetlerinin bilançosu da aşağı yukarı şöyle: 700’ü aşkın köy yakıldı, bin 500’ü aşkın insan katledildi, yüzlerce Adivasi kadına tecavüz edildi, yüzlerce dönüm ekin yakıldı, yüzlerce köy yağmalandı ve on binlerce insan zorunlu göçe tabi tutuldu. Yakın zamanda Chintalnar’da yaşanan vahşet münferit değil, Dandakaranya’yı kasıp kavurmakta olan devlet terörünün sadece bir örneğidir. “Öz savunma” bahanesiyle kendisine her türlü yetki verilmiş olan Hindistan Ordusu’nun da bu katliama dahil olmasıyla birlikte, Adivasilere uygulanan zulmün katbekat artacağı öngörülebilir. Katliam harekatının böylesi şiddete binmesi pek çok Adivasi kabilesi için bir ölüm kalım savaşının yakında olduğunu gösteriyor. Özellikle de, Jal Ormanı yerlilerinin ve Mariya kabilelerinin kadim kültürünün kaybolacağı, Maad kabilesinin ise büsbütün yok olacağı kesindir. Bugün, toprak ilhaklarına ilişkin hararetli bir polemik tüm ülkeyi sarmış durumda. Özellikle de Uttar Pradesh örneği üzerinden [devletin toprak ilhakına karşı direnen köylüler] sürdürülen tartışmada, egemenlerin bütün siyasi temsilcilerinin, özellikle de hükümetteki Hindistan Kongresi Partisi ile ana muhalefet olan Hindu Milliyetçisi, aşırı-sağ Bathariya Janata Partisi’nin kendilerini “yoksul köylülerin kurtarıcıları” olarak lanse edişlerini izlemek mümkün. Ama bu “kurtarıcıların”, ordu konuşlanması bahanesiyle Adivasilerden zorla alınan 750 metrekarelik toprağa ilişkin suskun kalmaları da pek şaşırtıcı değil. BJP’li Chhattisgarh eyalet yöneticisi Raman Singh, Narayanpur civarındaki Maad bölgesinden 750 kilometrekarelik bir araziyi ordunun eğitimi için ayırmış olduklarını, sanki olan biten sıradan şeylermiş gibi kamuya açıklıyor. Bastar’da Adivasi ailelerine nohudun kilosunu 5 rupiye satmakla övünen Singh’in maskesi de artık hepten düşmüş durumda. Böylesi kıymetli ve geniş bir arazinin böyle gözler önünde peşkeş çekilmesine eyalet yönetiminde bulunan kimsenin itiraz etmemiş olması da ayrıca düşündürücü. Tarifeli Araziler Üzerinde Panchayat Yetkisi Yasası ile 5. Program Yasası (bunların her ikisi de Adivasilerin uğradıkları ayrımcılığa ve zorbalığa ket vurma iddiasıyla çıkarılmış yasalar) hiçbir şekilde dikkate alınmıyor. Nihai zafer halk kitlelerinin olacak Maad bölgesinde ikamet eden Mariya yerlileri, binlerce yıldır geçimlerini sağladıkları toprakların ve ormanların artık kendilerine ait olmadığını henüz bilmiyorlar. 4000 kilometrekarelik Maad bölgesinin aşağı yukarı beşte biri orduya verilmiş durumda. Eğer medyadaki haberler doğruysa, ilerleyen süreçte orduya tayin edilen bu alan gitgide genişleyecek. Ayrıca, zırhlı araçların Bastar’a girmeye başlamalarıyla birlikte Hindistan Çelik Müdürlüğü’de bölgedeki Raoghat maden projesinin özelleştirilerek uluslar arası firmalara sunulacağını açıklamış bulunuyor. Yani Maad bölgesinin bir tarafında dev bir askeri üs, diğer tarafında da Raoghat tepelerinden çıkarılacak kıymetli demir cevherinin işlenmesi hakkı için kapışan çok uluslu tekeller... Bu şartlar altında maden mafyasının güçleneceğini, köylülerin topraklarına zor yoluyla el konulacağını anlamak da güç değil. Yani bölgeye giren güçlerin gerçekte kim oldukları, aralarında ne tür ilişkilerin bulunduğu açıkça ortada! Politik açıdan bakıldığında, Maoist hareketin, ülkenin işbirlikçi egemenlerinin uygulamaya çalıştıkları emperyalizm yanlısı neo-liberal politikalara ciddi bir engel teşkil ettiği görülebilir. Adivasilerin, ve onlara önderlik eden Maoist partinin mücadelesi ülkeyi (başta da Adivasilerin yoğun olarak yaşadıkları el değmemiş bölgeleri) talan etmeyi amaçlayan Hindistan egemen sınıflarının ve onların emperyalist efendilerinin karşılarındaki en büyük tehdittir. Chhattisgarh, Jharkand, Odisha, Andhra Pradesh, Bihar, Batı Bengal ve diğer onlarca eyalette, devletin uluslararası firmalara vermiş olduğu mutabakat zaptları [çok uluslu tekel-devlet anlaşması], halkın haklı muhalefeti ile etkisiz kılınmış durumda. Özellikle de Dandakaranya Ormanları’nda, halkın haklı direnişi karşısında geri adım atmak zorunda bırakılan tekeller onlarca maden, HES ve ağır sanayi projesini durdurmak durumunda kaldılar. Özetle, Dandakaranya’da sömürücülerin vahşi “büyüme” buldozeri artık ilerleyemiyor. Tam da bu sebepten ötürü devlet halka karşı, artık ordunun da dahil olduğu, bu kanlı harekatı gerçekleştiriyor. Adivasilerin Bastar’da yaşayan Bastariya kavminin sömürüye, zorbalığa, adaletsizliğe ve yabancıların tahakkümüne boyun eğdikleri tarih boyunca görülmemiş bir şeydir. İngiliz sömürgeciliğine karşı şanlı bir direniş tarihi vardır bu onurlu halkın. 1910’da Mahan Bhumkaal adlı kitlesel Adivasi ayaklanmasına karşı İngilizler Bastar’a ordularını sokmuşlardı. Şimdi, yüzyıl sonra, egemenler halkın muhalefetini kanla bastırma amacıyla bir kez daha ordularını Bastar’a gönderiyorlar. Dandakaranya halkını bu harekata direnmeye çağırıyoruz. Tarihi var eden halk kitleleridir! Nihai zafer yine halk kitlelerinin olacaktır! Özel Bölge Komitemizin tüm demokratlara, insan hakları derneklerine, Adivasi örgütlerine, Adivasilerin iyiliğini isteyen tüm bireylere, aydınlara, yazarlara, sanatçılara ve gazetecilere çağrısıdır: Bastar’da ordunun konuşlanmasına ve bu kapsamda gerçekleşecek olan toprak ilhakına sesinizi çıkarınız! “Hindistan Ordusu Bastar’dan Defol!” şiarı ile direnişi örgütleyelim. “Eğitim kampları” bahanesiyle ordunun halka yöneltilen bu savaşa dahil edilmesine karşı çıkalım! Chhattisgarh yönetiminin imzalamış olduğu bütün mutabakat zaptlarının ve bütün toprak ilhakı projelerinin iptalini talep edelim!
1)5 rupi: 20 kuruş. 2)Panchayat: Köy Heyeti. http://kasamaproject.org/2011/06/19/india-preparing-the-killers-of-counterrevolution/#more-31130
Kazanılacak Dünya Haber Servisi
|