Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Lübnan ve Hizbullah gerçeği

Dünya tüm gözlerini yine Lübnan’a çevirdi. Hizbullah, ülkede 5 yıldır devam eden Hariri suikastı soruşturmasının sonuçlarının açıklanmasına günler kala 11 bakanını hükümetten çekerek koalisyonu düşürdü. Bilindiği üzere eski başbakan Sünni Arap Refik Hariri’nin siyasi cinayete kurban gitmesiyle ilgili olarak, cinayet sorumlularının belirlenmesi amacıyla  Birleşmiş Milletler soruşturması yapılıyordu. Olası şüpheliler de başlangıçtan itibaren Suriye ve Hizbullah olarak işaret edilmişti. Gelinen aşamada, olayda Hizbullah’ın  üst düzey yetkililerinin sorumlu gösterilme olasılığının belirmesi karşısında örgüt lideri Hasan Nasrallah, mahkemenin bir neo-con prodüksiyonu olduğundan bahisle  kendilerinin suçlu bulunması halinde hükümetin soruşturma sonuçlarını reddetmesi için hükümete baskı yapıyordu. Başbakan oğul Hariri ile örgüt arasında bu çağrıya ilişkin fikir ayrılığı çıktığından  2008 senesinde Şii ve Sünniler arasındaki savaştan sonra kurulan  Ulusal Birlik Hükümeti dağıldı.
Lübnan Akdeniz kıyısında bulunan bir Ortadoğu Arap ülkesidir. Finike uygarlığının vatanı Lübnan’ın yüzölçümü 10.452 km2, nüfusu 4.224.000’dir. % 64,7’si Müslüman  (Şii, Sünni), % 35’i Hıristiyan ve %1.3’ü Dürzidir.
HİZBULLAH örgütü, İsrail’in 1982’de Lübnan işgali sırasında mülteci kamplarındaki sivilleri sistemli olarak katletmesi üzerine  Şİİ nüfusun duyduğu tepki sonucu doğdu. 1980-1988 arasında gerçekleşen Irak-İran savaşında İran’ın, Arap dünyasındaki tecrit durumunu Baas Partisinin rakip kliğinin egemen olduğu Suriye ile aşmaya çalışması Hizbullah’ın kurulmasını kolaylaştırdı. İran böylece Lübnan’da politik aktörlerden birisi haline geldi. 2006 yazında yaşanan İsrail-Hizbullah çatışmasında Hizbullah’ın  efsanevi direnişi ise örgütün prestijini artırdı. Siyasal kazanımlar edinmesinin yolunu açtı. 2. Lübnan savaşından sonra artan desteğiyle örgüt önce ABD patentli kotalı sisteme savaş açtı. Daha sonra Sinyora kabinesinden çekilerek sistemi kilitledi. Doha’da düzenlenen Arap zirvesinde azınlık veto hakkının elde edilmesiyle Lübnan denkleminde mutlaka dikkate alınması gereken egemen siyasi güç pozisyonuna yükseldi.
Ortadoğu ve onun uzantısını oluşturan Kafkasya-Orta Asya coğrafyası ABD elebaşılığındaki emperyalizmin “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin çerçevesini oluşturur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan “bağımsız devletler” ile ABD’nin siyasal-ekonomik işbirliğine girmesiyle uygulamaya geçen BOP, 2001’de Afganistan, 2003’de Irak işgalleriyle kadim ipek yolunun kontrol altına alınması sonucu yeni bir boyut kazandı. Ancak 21. yüzyıl jeopolitiğinin sıklet merkezini teşkil eden Ortadoğu-Kafkasya ve Asya’nın merkezindeki İran’ın denetim altına alınamaması bir yana  bölgedeki nüfuzunu  artırması, Hizbullah, Hamas ve körfez ülkelerindeki Şii azınlık kanalıyla ABD çıkarlarını tehdit eder konuma yükselmesi, emperyalizmin  planlarında aksamaya yol açtı. Irak’ta İran destekli Şiilerin egemen konuma gelmesi, İran-Suriye eksenli Hizbullah’ın Lübnan’da etkili siyasi güç olması, Filistin yönetiminden kopan Sünni Hamas’ın Gazze şeridindeki belirleyiciliği ve İran’ın Rusya’ya yanaşması ABD destekli Sünni Arap dünyasına karşı İran’ın psikolojik üstünlüğü ele geçirmesi olarak görülmelidir. Tüm bu faktörlere ilaveten Lübnan’ın güneyinde konumlanan Hizbullah’ın, ABD’nin stratejik ortağı İsrail için tehdit oluşturması da Lübnan’ın önemini artırmakta.
İran’ı kuşatabilmek için Ortadoğu’da eksen ülke Suriye’yi İsrail ile masaya oturtmadan ve Suriye’ye  Hizbullah desteğini çektirmeden kendi yararına bir ‘Ortadoğu barışı’ sağlayamayacağı dolayısıyla bölgeye ilişkin planlarını uygulayamayacağı gerçeğiyle karşılaşan ABD, 2008 yılında Türkiye gözetiminde Suriye-İsrail görüşmelerini başlatsa da başarılı olunamadı. Ancak o tarihten bugüne Suriye’nin izolasyonu için baskılar devam etti. Stratejik Golan bölgesinin geri verilmesi, yabancı sermaye girişinin taahhüt edilmesi, Alevi azınlığa iktidar garantisi verilmesi, Lübnan’da söz hakkı, Irak Kürdistan’ından gelecek petrol boru hatlarının Suriye’den geçirilmesi gibi tavizler Suriye’nin, stratejik ortağı İran-Hizbullah ekseninden uzak durması için siyasi rüşvet  olarak ortaya atıldı. Bunlara ilaveten Hariri suikastinde Suriye parmağına sık sık atıfta bulunulması da bu amaca hizmet için piyasaya sürüldü. Soruşturma komisyonunun raporunda sadece Hizbullah’ın sorumlu gösterileceğine dair çıkan haberler ve Suriye Devlet Başkanı Esat’ın son dönemde ABD ile uzlaşıyor intibası vermesi ABD’nin manevralarında önemli oranda başarılı olduğunu gösteriyor. İran bu manevraları akamete uğratmak adına geri adım atmayarak Hizbullah kanalıyla hükümeti bozdurup ABD’ye aynı zamanda bir anlamda rest de çekmiş olmakta.

 
Share