|
İttifak güçlerinin tek üstünlüğü 1917’den sonra sahip olduğu verimliliktir ki savaşın neticesi için belirleyici olan da bu faktör olmuştur. Neticede savaş, sınırları yeniden çizmekle kalmamış Birleşik Devletlerin Avrupa’ya adım atmasını ve Amerikan çağını başlatmıştır
ALMANYA: Yeni ortaya çıkan Alman devleti Avrupa devletler sisteminin tam göbeğinde yükseldi. Kuruluşu diğer devletlerin çıkarlarına doğrudan dokunduğu gibi varlığı Avrupa’nın mevcut büyük güçlerinden hepsinin nispi konumunu değiştirdi. Diğer yandan Almanya’nın sanayi, ticaret ve askeri alanlarda gösterdiği hızlı büyüme onu yeni ortaya çıkan diğer devletlerden daha önemli yapıyordu. 1. Paylaşım Savaşı öncesinde ulusal gücü İtalya ve Japonya’nınkini dört kat geçmekle kalmamış, hem Rusya’yı hem Fransa’yı geride bırakmış, İngiltere’yi de geçmişti. Savaş öncesi Almanya Avrupa’nın ekonomik güç odağı durumundaydı. Ancak coğrafyası onu zayıf düşürüyordu. Zira kıtanın merkezinde yer aldığı için büyümesi aynı anda birkaç büyük güç için tehdit olarak görülüyordu. Askeri gücünün yeterliliği ve Pan-Alman yanlılarının Avrupa sınırlarının yeniden çizilmesi için yaptıkları çağrılar Fransızları ve Rusları korkutuyor, birbirilerine yaklaştırıyordu. Alman donanmasının hızla büyümesi İngilizleri ürkütüyordu. 1890-1914 yılları arasında Almanya’yı öbür devletler arasında sivrilten, sanayideki olağanüstü atılımı oldu. Sanayinin tüm alanlarında (kömür, çelik, optik, kimya sanayi vb.) diğer devletleri geçtiler. Bu başarılı gidiş doğal olarak dış ticaret rakamlarına da yansımış ve ihracatın üç kat artmasıyla ülkeyi dünyanın öncü ihracatçısı olan İngiltere’ye yaklaştırmıştı. Ticaret filosu da genişleyerek dünyanın ikinci en büyüğü olmuştu. Bu tarihlere gelindiğinde Almanya’nın dünya imalat sanayi üretimindeki payı (yüzde 14,8) İngiltere’ninkini aşmış (yüzde 13,6) Fransa’nınkinin iki buçuk katı olmuştu. Her alandaki büyüme sonucu Avrupa ve denizaşırı bölgelerde Alman nüfuzunun artması Alman milliyetçilerinin yayılma arzularını artırdı. Alman yayılmacılığının önemli olan yönü ülkenin statükoyu değiştirecek güç araçlarını elinde bulundurması ve bu tür araçları yaratacak maddi kaynaklara sahip olmasıydı. Almanya, Birleşik Devletler dışında, mevcut paylaşıma karşı çıkacak güce sahip sonradan gelme en önemli Büyük Güçtü. Ve sınırlarını doğuya ya da batıya doğru genişletecek olursa, bunu ancak güçlü komşularının aleyhine yapmak zorunda olan tek yükselen güçtü. BİRLEŞİK DEVLETLER: Savaş öncesi güç dengelerinde meydana gelen tüm değişiklikler arasında gelecek açısından en belirleyici olan Birleşik Devletler’in büyümesiydi. İç savaş sona ermiş olduğundan zengin tarım alanları, hammadde ve teknolojinin elverişli bir biçimde evrimi, coğrafi kısıtlamaların olmayışı, iç tehditlerin bulunmayışı yerli ve yabancı sermayesinin akışı Birleşik Devletler’i olağanüstü geliştirdi.1900’lerin başlarında buğday, mısır, şeker, kömür, çelik üretimi yüzde 300-800 arasında artmıştı. Diğer sanayilerdeki gelişme ise yüzdelerle ifade edilemeyecek kadar yüksekti. Birleşik Devletler, öbür bazı güçlerin sahip oldukları ekonomik avantajların tümüne sahipken, onların dezavantajlarının hiçbiri yoktu.1914’de 455 milyon ton kömür üretimiyle İngiltere’nin 292 milyon tonluk, Almanya’nın da 277 milyon tonluk üretiminin bir hayli önündeydi. Dünyanın en büyük petrol üreticisi ve en büyük bakır tüketicisiydi. Çelik üretimi kendisini izleyen dört büyük devletin üretim toplamına eşitti. Tüm alanlarda Avrupa’ya rakip kıtaydı ve Avrupa’nın tümünü geçme noktasına yaklaşıyordu. Muhtemeldir ki savaş olmasaydı dahi 1925’te Avrupa’yı geçecekti. Savaş bu tarihi 1919’a çekmiş oldu. Birleşik Devletler’in olağanüstü büyümesi uluslararası ilişkilerini etkiledi. Amerikan fabrikalarının ve çiftliklerinin aşırı verimliliğe ulaşması, geniş olan iç pazarının bu üretimi tüketememe tehlikesini doğurdu. Tarım ve sanayi burjuvazisinin baskısıyla denizaşırı bölgelerde pazarlar açma ya da açık tutma zorunluluğu doğdu. Monroe Doktrini ilkelerinin hilafına Çin’de bir “açık kapı”tutma telaşı ve Latin Amerika’da egemen güç olma politikası ülkenin dünya ticaretindeki payını genişletme kaygısının belirtilerinden ikisiydi. Birleşik Devletler 1860-1914 arasında ihracatını 334 milyon dolardan 2.365 milyar dolara artırmış, kendi pazarı konusunda korumacı tavır aldığından ithalatı 356 milyon dolardan 1.896 milyar dolara yükselmişti.1906’dan sonra Avrupalı güçler dikkatlerini Balkanlar ve Kuzey Denizi’ndeki gelişmelere çevirdiklerinden Birleşik Devletler’i önemsiz bir etmen olarak görseler de 1913’de Büyük Güç sisteminin kıyısında yer alan Birleşik Devletler 1914’e gelindiğinde bir Büyük Güç haline gelmişti. JAPONYA: Japonya yüzyıllardır toprak beylerinin ve aristokrat ve savaşçı kastın (samurai) oluşturduğu, merkezileşmemiş bir feodal oligarşi tarafından yönetildi. Doğal kaynakların bulunmaması ve yüzde 20’si tarıma elverişli dağlık arazisi yüzünden Japonya ekonomik gelişme için gerekli koşulların hiçbirine sahip değildi. Meiji Restorasyonu ile 1868’den başlayarak değişim yaşandı. Ancak savaş öncesi sanayi devrimi geçirmesine karşın diğer büyük güçlerin karşısında sanayi ve mali açıdan hafif siklet kalıyordu. Savaşın hemen öncesinde bile nüfusunun beşte üçünden fazlası tarım, ormancılık ve balıkçılıkla uğraşıyordu. Tarım devrimi gerçekleşmemişti. Böyle olunca sanayi potansiyeli ya da kişi başına sanayileşme düzeyleri diğerleriyle kıyaslandığında onu “Büyük Güçler” listesinin altına çekiyordu. Japonya’nın Büyük Güç statüsüne yükselmesinde iki etken rol oynadı. Bunlardan ilki coğrafi açıdan soyutlanmış olması sebebiyle başka güçlerin tehdidinden korunması, doğu Asya’ya yakınlığının ona yayılmasında diğer emperyalist güçlere göre lojistik kolaylık sağlaması. İkinci sebep ise, moral niteliğiydi. Japonların kendi kültürlerinin benzersizliğine ilişkin duyguları, moral değerlere verilen önem hem aşırı yurtseverlik hem de özverilerle engellenemeyecek bir politik kültürün doğmasına yol açmış ve stratejik güvenlik kadar, pazar ve hammadde bulma amacıyla genişleyerek “Büyük Doğu Asya’yı” yaratmak yolundaki istekleri güçlendirmiştir. TOPLU SAVAŞ Savaş öncesi Birleşik Devletler, İngiltere ve Fransa ile ticari ve mali bağlarına rağmen oyunun dışındaydı. Japonya, İngiliz-Japon ittifakını Çin’de ve Orta Pasifik’te bulunan Alman sömürgelerini istila edebilmek için fırsat saydı. Buna karşın İtalya askeri ve sosyo-ekonomik açıdan zayıf olduğu için 1914’de tarafsızlığı seçti. Daha sonra savaşa girmesi ise savaşın dengelerinde etken olmadı. Bunun yanında Osmanlı’nın Almanya yanında savaşa dahil olması da savaşın gidişatında belirleyici olmadı. Boğazların kapanması Rusların tahıl ihracını ve silah ithalatını engellese de 1915’e gelindiğinde Rus buğdayının her hangi bir yere nakli zordu. Batıda da fazla savaş malzemesi bulunmuyordu. Aksine Osmanlı’nın savaşa dahil olması Yakındoğu’yu Fransız ve İngiliz emperyalist yayılmacılığına açtı. Alman-Avusturya ittifakının cephe orduları Fransa ve Rusya’nınkinden küçük olmakla beraber hem iyi eğitilmiş hem de sanayi ve teknoloji açısından büyük üstünlüğe sahipti. Savaşın bu şekilde cereyan etmesi halinde Alman-Avusturya bloğunun galebe çalması ihtimal dahilindeydi. Ancak bu sırada Almanya’nın muhtemel bir saldırıya karşı Belçika üzerinden Fransa’ya bir ön alma saldırısı düzenlemesi İngiltere’de müdahaleden yana olanlara güç kazandırdı. İngilizlerin savaşa girmesi merkezi güçlerin kara Avrupa’sı dışındaki ikmal kaynaklarına ulaşmasını engellediği gibi İngilizlerin çok büyük olan sanayi ve mali kaynaklarının kullanımını ve özerk dominyonlar ve Hindistan’dan sağlanan askerlerin Almanya’nın sömürge imparatorluğuna ve Osmanlı üzerine gönderilmesini sağladı. Ancak buna rağmen müttefikler 1917 ilk yarısında yenilgi tehlikesi yaşadılar. Rusya çöker, Fransa gücünü yitirirken ve İngiltere Alman denizaltılarının karşı ablukası altına girerken Almanya zaferin eşiğine gelmiş görünüyordu. İşte o konjonktürde Amerika’nın da çatışmaya girmesi savaşın kaderini tayin etti. Savaş başlarken, Birleşik Devletler ihracatçılarının giderek daha çok Batı Avrupa pazarlarına bağımlı hale gelmeleri Washington’un Almanya karşısında tarafsız tavır almasına yol açmıştı. Ama ticari taşımacılığa karşı Alman denizaltılarının savaş açmaları ve Almanların Meksika’ya yaptıkları gizli ittifak önerisi Amerika’yı savaşa girmeye ikna etti. Amerika’nın savaşa girişi ekonomik güç açısından tüm dengeleri değiştirdi ve Rusya’nın çöküşünü telafi etti. Birleşik Devletler kısa zamanda gerekli askeri malzemeyi üretemediği için bu ekonomik potansiyeli askeri yeterliliğe dönüştürmek hemen mümkün olamadı. Ancak süreç içerisinde askeri sanayisini devreye sokarak gerekli malzemeyi temin ettiği gibi çok büyük bir kuvveti de seferber edebildi. Bu arada Almanya doğudaki fetihleri sayesinde elde ettiği ve Bolşeviklerin Brest-Litovsk Antlaşması ile kabullendikleri Rus topraklarında bulunan kuvvetlerini Batı cephesine çekerek 1918 mart sonunda İngiliz-Fransız kuvvetlerine nihai saldırıya hazırlanıyordu. Ama çok fazla asker kaybettikleri gibi Almanya’nın ekonomik durumu da savaş harcamaları sebebiyle tehlike işareti veriyordu. Sanayi verimi 1913’teki düzeyin yüzde 57’sine düşmüştü. Tarım ihmale uğramış, verim düşmüştü. Yiyecek fiyatlarının yükselmesi iç huzursuzluğu artırmıştı. Yeterli asker kaynaklarının 1918 temmuzunda tükenişi karşısında Ludendorff’un çaresizliği nasıl kuvvetlerin dengesizliğini yansıtıyorsa aynı yılın baharında yendikleri müttefik birliklerinin gereç yönünden iyi durumda olmaları da Birleşik Devletler sayesinde üretim yönünden dengesizliği yansıtmaktaydı. 1.Paylaşım Savaşı’nın sonucunun önceden belirlenmiş olduğunu söylemek herhalde doğru bir saptama olmayacaktır. Ancak çatışmanın genel çizgisiyle –iki taraf arasında baştaki kilitlenme durumu, İtalya’nın savaşa girmesinin sonuç getirmeyişi, Rusya’nın yavaş yavaş tükenişi, Amerika’nın yaptığı müdahalenin belirleyici oluşu ve sonunda merkezi güçlerin çökmesi- savaşın değişik evrelerinde her iki ittifakın da yararlanabilecekleri ekonomik ve sınai üretim arasında yakın ilişki kurmaktadır. İstatistiki rakamlar bu tür niteliklere ve yeteneklere her iki tarafın da orantılı olarak sahip olduğunu ve ortaklıkların bunlara orantısız bir biçimde sahip olmadığını göstermektedir.
|