Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
2009’da alt üst olan dünya

Ahmet Hacaloğlu K.

Dünya 2009’a girerken, büyük bir korku ve karamsarlık içindeydi. 2008’in Ekim ayında ABD’de patlak veren ve hızla bütün dünyaya yayılan emperyalist kapitalizmin bünyevi mali krizinin 2009 boyunca çok yıkıcı ve dramatik etkileri görüldü. Başta ABD olmak üzere birçok ülkede bankalar, dev şirketler battı. Çok yüksek oranda işsizlik ve bunun yol açtığı sosyal sorunlar yaşandı-yaşanmakta. Kapitalizmde hükümetlerin asli görevi sistemin uzun vadeli çıkarlarını gözeterek emeğin sermaye tarafından sömürüldüğü düzenin yeniden üretim koşullarını tesis etmek olduğu için bir kısım sermayedarlar feda edilerek kriz kısmen kontrol altına alındı.

2009 senesini değerlendirirken geride bırakılan son on yıl ile birlikte ele alınması herhalde daha doğru olacaktır. Zira 2001-2002 resesyonuyla birlikte tarihte görülmemiş çapta bir küresel mali genişleme, tüketim çılgınlığı ve bunları destekleyen ev piyasası, menkulleştirme, kredi sigortaları gibi araçlarla şişirilen finansal köpükler sonucu 2008-2009’da kapitalist emperyalizmin 3 .büyük krizi ortaya çıktı.Bu bünyevi krizle emperyalist kapitalizmin mahreminde ekonomik,siyasi,jeopolitik,ekolojik hatta kültürel alanlarda gittikçe yaygınlaşan bir istikrarsızlık,bir çözülme gözlemlendi.Geride bırakılan on yılın belki de en önemli olumlu getirisinin ise ABD elebaşılığındaki emperyalizmin 2008 Ekim ayında ortaya çıkan kriz ile birlikte iki yüz yıllık egemenlik döneminden sonra tepe noktadan inişe geçmesi,çok kutuplu dünyaya geri dönülmekte olduğu söylenebilir.Zaten 1985 senesinde dünya ekonomisinden yüzde 22.95 pay alan ABD’nin 2009’da 20.02,bu yıl ise yüzde 19.59 pay alacak olması da öngörüleri doğrulamakta.

Başkan Obama tarafından çatışmanın sıklet merkezinin Ortadoğu’dan Afganistan-Pakistan’a kaydırılacağının açıklanması da gelecekte önemli sonuçlar doğuracak bir strateji değişikliğine işaret etmekte. Çünkü Bush’un Ortadoğu merkezli Avrasya stratejisinin çökmesinden sonra büyük güçler arasındaki enerji merkezli asıl kapışmanın Ortadoğu’da değil Orta Asya’da olacağını gösteriyor. Terörizme Karşı Küresel Savaş, Uzun Savaş konseptlerini hayata geçirerek klasik sömürgeciliğe geri dönen Bush’un Irak ve Afganistan’ı işgal etmesiyle sonuçlanan Irak merkezli Avrasya stratejisinin çökmesi sonucu bütün gücünü Afganistan-Pakistan’a verecek olan ABD’nin Çin,Rusya ve Hindistan ile karşı karşıya gelmesi mukadder olacaktır.

2009’da bir önemli gelişmede ABD’nin Irak ve Afganistan’dan sonra Yemen’de dar anlamda 3.cephe açması oldu. El Kaide’nin Yemen’deki varlığını fırsat bilen ABD zaten 2002’den beri var olduğu bölgede Şii Müslümanlığın Zeydi mezhebi ile devam eden ve El Kaide’nin de katıldığı iddia edilen savaşa Sünnilerin yanında doğrudan dahil oldu. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta bunun El Kaide’nin varlığıyla bağlantılı olmadığıdır. Bilinmelidir ki El Kaide olsa da olmasa da enerji hatlarındaki rekabet çözülmediği müddetçe ABD ülkeden çıkmayacaktır. Çünkü hem Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na açılan Aden Körfezi’nde,hem de Hürmüz Körfezine uzanan bölgede petrol ve enerji hatlarını kontrol etmek ABD için hayati önemdedir.

Dikkat çekici olan bir diğer hususta Avrupa ülkeleri ve Japonya’nın ekonomisinin hızla kan kaybediyor olması. ABD’den bağımsız jeostratejik kavram ve vizyonu olan Almanya’nın dünya GSYH’dan aldığı payın 2000’de yüzde 5.16 iken 2005’de yüzde 4.47’ye, 2009’da yüzde 4.08’e 2010’da ise 3.95’e düşmesi bekleniyor. İngiltere’de farklı değil. Bu ülkenin 1985’de yüzde 3.79 olan payının 2009’da yüzde 3.10’a 2010’da ise yüzde 3.03’e gerileyeceği öngörülüyor.

Konjonktürel politik ve ekonomik gelişmeler sayesinde kendini kısa zamanda toparlayan Rusya Federasyonu'nun geri çekilme döneminden sonra refah üreten bir merkez olma özelliğini yeniden kazanıp Kafkasya’da kendi stratejisinin sınırlarını dikte ettirme aşamasına gelmesi de yılın önemli gelişmelerinden sayılmalıdır. Gelinen aşamada Rusya krize rağmen ekonomik, sosyal, askeri ve politik olarak 1970’lerin dehşet dengesine yaklaştı. Moskova Kafkasya’daki mevzilerini sağlamlaştırıp ABD’nin güçlü olduğu Kafkasya bölgelerinin destabilize edilmesi ve kendisinin güçlü olduğu mıntıkaların ise stabilize edilmesinde epeyce yol almış oldu. Dünya ekonomisinden 1995’de yüzde 2.95 pay alırken 2009’da 3.32’ya yükselten Rusya’nın payını 2010’da 3.35 çıkaracak olması da tahminleri doğrulamakta.

Başkan Mao’nun ölümünden sonra süratli bir şekilde kapitalist inşaya girişen Çin, küresel emelleri olan bölgesel bir ekonomik ve askeri güç olarak 1990’ların sonunda kendisinin de kutup olacağı çok merkezli dünya için yol haritası belirlemişti. Krize karşın 2009’da da ekonomik gelişimin devam ediyor olması yol haritasında bir sapma olmadığını göstermekte. Dünya ekonomi pastasından 2005’de yüzde 9.46 pay alan Çin’in bunu 2009’da 12.05’e,2010’da ise 12.72’ye çıkaracak olması ve 2009 senesinde 1.2 trilyon dolarlık ihracatla dünya liderliğini alması önlenemez bir yükselişe işaret etmekte.Yeni yüzyılın ilk yirmi yılını ekonomik,diplomatik,askeri gelişim ve süper güç statüsü kazandırmak için bir fırsat süresi olarak gören Çin bugün dünyanın ikinci büyük ekonomisi,en büyük ihracatçısı,ikinci büyük enerji tüketicisi konumuna yükselmiş olup Afrika’da,Ortadoğu’da, Kafkaslar’da ABD’nin arka bahçesi Latin Amerika’da nüfuzunu artırmıştır.

Emperyalist kapitalist sistem açısından çalkantılar ile geçen 2009’da ezilenler yararına herhangi bir gelişme olmadığı gibi kriz herkesin biraz daha yoksullaşması sonucunu da verdi. Halkların örgütlülüğünün, mücadelesinin yükselmesi için koşulların olumlu olduğu ortamda birkaç istisna hariç yoksullar yararına gelişmelerin olmaması ise kaydedilmesi gereken bir olumsuzluk olmalı.

 
Share