Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Müslüman Kardeşler ve Arap Coğrafyası

Arap dünyası tarih boyunca, içine düştüğü kriz dönemlerinde “İslami Uyanış”a dair dönüşümsel modeller geliştirmiştir. Genellikle Mısır merkezli olan söz  konusu uyanış hareketlerinin en geniş tabanlısı yine 1928’de Mısır’ın İsmailiye kentinde  ortaya çıkan ve doktrini tevhid fikrine dayanan Hasan el-Benna’nın kurduğu Müslüman Kardeşler (MK) örgütüdür. Örgüt, Osmanlı hakimiyetinin sona ermesi ile İngiliz sömürgesi haline gelen Mısır’da Müslüman-Arap kimliğini korumak ve modern bir İslam toplumu kurulabilmesi için Kur’an ve Sünnet rehberliğine dönülmesini savunur. Örgütün kurucusu Hasan el-Benna’nın Mısır istihbaratınca 1949’da öldürülmesinden sonra “Yoldaki İşaretler” isimli rehber çalışması ile örgütün ideolojik yönelimini besleyen, siyasi ve düşünsel görüşlerini berraklaştıran Seyid Kutub’da Nasır’a darbe teşebbüsü suçlamasıyla 1967’de idam edildi. Son senelerde vazgeçmiş olmakla beraber MK, siyasi suikast ve bombalama dahil her türlü mücadele yöntemini kabul eder. Son olarak eski Mısır devlet başkanı Enver Sedat MK tarafından siyasi suikast ile öldürülmüştür.
1940’ların başında politik kimliğini ortaya koymaya başlayan MK önce dönemin Mısır Kralı Faruk’a karşı ayaklandı. Faruk’tan sonra iktidarı ele geçiren Arap dünyasının önde gelen liderlerinden Cemal Abdul Nasır’ın ilk  döneminde Nasır ile uzlaşsa da tabanının tepkisi üzerine muhalefete geçti. Nasır’ın Sosyalist-Arap Milliyetçiliğini benimsemeyen örgüt Nasır’ın ünlü doktrinine karşı Şer-i Arap Milliyetçiliğini savundu. Soğuk savaş koşullarında SSCB’ye yakın duran Nasır’a karşı ABD ve CIA tarafından desteklendikleri iddiaları ileri sürüldü. Oldukça düzenli bir hiyerarşik yapıya sahip örgüt Türkiye dahil 70 ülkede gizli veya açık faaliyette bulunmakta. Bugün dünya üzerinde faaliyette olan Sünni gelenekten gelen radikal İslami akımlar ideolojik gıdasını örgütten alır. Kuruluşundan itibaren birkaç kısa dönem hariç Mısır’da sürekli baskı altında kalan örgüt mensupları diğer Arap ülkelerine sığındıkları için bulundukları ülkelerde de siyasi faaliyetlerine devam edip siyasal görüşlerini yayma şansına sahip olmuşlardır. Bu nedenle Mısır’dan başka Suriye, Ürdün, Cezayir, Tunus, Libya, Filistin örgütsel güç ve yaygınlığının en dinamik  olduğu ülkelerdir. Sünni gelenekten gelen tüm örgütlere finansal destek sağlayan Müslüman Kardeşler (İhvan ül-Müslimin), uğradıkları katliamlara, baskılara  karşı  sadece Ortadoğu’nun değil dünyanın en eski, en güçlü, en etkin İslamcı örgütüdür.
Aylardan beri Arap coğrafyasında devam eden halk ayaklanmalarının sonucunda Tunus ve  Mısır gibi ülkelerde otoriter-totaliter rejimler çöktü. Yemen, Bahreyn’de iş başındakiler direnmeye devam ediyor. Libya emperyalizmin açık işgal tehlikesiyle karşı karşıya. Sırada Suriye var. Bölge ve bölge dışı güçler Arap dünyasındaki transformasyonun ne yönde gelişeceğini merak ediyor. Zira bölgedeki gelişmeler küresel güç dengelerini değiştirebilecek nitelikte. Emperyalizm bu nedenle şimdiye kadar uşaklığını yapan yıkılan/yıkılacak  yönetimlerin yerine kabul edilebilir seçenekleri iş başına getirerek sistemin kurumsal ve ekonomik temellerini korumanın peşinde.
Tüm bu alt üst oluş sonucunda siyasal iktidarların nasıl oluşturulacağı sorunsalı halen de bilinmezliğini korumakta. Görünen en güçlü olasılık reforme edilmiş, muhalefetteki en güçlü ve örgütlü hareket Müslüman Kardeşler’in bu tarihten sonra bölge ülkelerinde iktidara ortak olacağı gerçeğidir. Nitekim bunun uygulaması Tunus’ta hayata geçirilmiştir. Tunus’ta Bin Ali rejimini deviren halk hareketi, MK ile bağları olan  “uysallaştırılan” İslami Hareket Ennahda lideri Raşit Gannuşi ve diğer muhalif siyasilerin  sürgünden dönerek siyasal yaşama katılmasıyla sonuçlanmıştır.
Mısır’da toplumun  kılcal damarlarına  kadar kök salmış MK, ayaklanmanın başlangıcında kendi projesinin kenara atılacağı kaygısı ile pasif kalsa da özellikle genç taraftarlarının  ayaklanmanın çekim alanına girmesiyle Mübarek istifa eder etmez ordu ile pazarlığa oturup sistemden yana tutum aldı. Son anayasa referandumuna katılarak pozisyonunu netleştirdi. Mısır’daki halk ayaklanması, eski rejimin kurumları ile MK’nın, geçiş süreci konusunda anlaşması ile sonuçlandı.
Suriye’de Esad rejimini zorlamaya başlayan muhalefet hareketinin en güçlü kanadını uğradıkları katliam ve baskılara karşı  MK oluşturuyor. ABD, İran ve İsrail şu an için, Esad’ın devrilmesi halinde Sünni MK’nın en güçlü iktidar ortağı olacağı korkusuyla mevcut rejimin devam etmesinden yana tavır alsa da Esad rejiminin devrilmesi halinde MK’nın en azından iktidar ortağı olacağı mutlaktır.
ABD ve İsrail açısından çok önemli bir ülke olan Ürdün’de de muhalefet dalgasının en güçlü kanadını MK teşkil ediyor. İslami Hareket Cephesi adlı bir örgütlenmeye katılan Müslüman Kardeşler mutlak monarşi ile yönetilen Ürdün’de rejimi en azından bir anayasal monarşiye doğru zorlamaya çalışıyor. Bu listeye Gazze’deki Hamas’da eklenince bölgede MK etkisinin daha net bir şekilde şekillenmeye başladığı ortaya çıkmakta.
Son yerine
Anlaşıldığı kadarıyla bölge, otoriter-totaliter rejimlere duyulan tepkiler kaldıraç gibi kullanılarak çok kapsamlı şekilde emperyalizm tarafından yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor. Bunun ilk örneklerini 1990’larda Yugoslavya daha sonra Irak’ta gözlemledik. Birçok devletin  bölünmek istendiği, işin ucunun İran’a kadar uzatılacağı anlaşılıyor. Sünni hareket MK kullanılarak Arap dünyasındaki güçlü Şii varlığının zayıflatılmak istenmesi bunu gösteriyor.
Halk hareketlerine katılan sınıf ve tabakaların örgütlenme düzeyinin düşük, proleteryanın  partilerinin çok cılız olması, buna karşılık MK’nın eski rejimle uzlaşma yanlısı politika izlemesi karşısında, kısa vadede emperyalizmin bölgeyi yeniden yapılandırma politikalarında başarılı olacağını söylemek gerçekçi olacaktır.

 
Share