Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Suriye’de Esad Krallığı Sallanıyor

Arap dünyasındaki hararet  yavaş yavaş Doğu’ya doğru yayılıyor. Sırada göründüğü kadarıyla Libya ve Yemen’den stratejik açıdan çok daha önemli bir ülke var: Suriye. Önemli zira Suriye’deki bir alt üst oluş Filistin, İran, Türkiye, İsrail, Ürdün’ü yakından etkileyecek. Osmanlı İmparatorluğu dağıldığından beri “Suriye” kıstağı Ortadoğu’nun jeopolitik olarak en karmaşık kısmı. Batısında İsrail-Filistin sorununa bulaşmış altı ulus, doğusunda petrol bahsi ve Irak savaşı nedeniyle aralarındaki rekabet iyice belirginleşen altı veya yedi ulusal veya dini topluluk bulunmakta. Yakından bakıldığında bölge daha da karmaşık görünüyor. Zira çok sayıda dini topluluğun toprakları burada iç içe geçiyor. Büyük çoğunluğu Sünni olan (nüfusun yüzde 65’i ) Suriye’de, kökenleri Akdeniz kıyısına yakın bir dağ civarında olan küçük Alevi azınlık (nüfusun yüzde 12’si, ancak ordu onların elinde) Sünni burjuvazi ittifakı ile  on yıllardır iktidarı elinde tutuyor. Bugüne kadar yaklaşık 100 protestocu yaşamını yitirdi. Bu olaylar karşısında konuşma yapmak üzere televizyona çıkan Esad, taviz vermesi halinde iktidarda kalamayacağını bildiği için diğer refiklerinin yaptığı gibi reform vaat etmektense dış mihraklardan bahsedip halkı tehdit etmeyi seçti.
Alevi-Nusayri azınlık halkına mensup Hafız Esad, 1967’de İsrail yenilgisini takiben 1970’de darbeyle iktidara gelişinden sonra nüfusu 17.585,540 olan ülkeyi 30 yıl demir bir yumrukla yönetti. İktidarı uğruna şiddet kullanmaktan çekinmedi. Öyle ki 1982’de Hama’da, en güçlü muhalefet konumunda olan Müslüman Kardeşler ayaklanmasında binlerce insanı katletti. Ölümünden sonra 10 yıldır da oğul Esad iktidarda. Beşşar Esad “değişimciler” ve statükocular arasında sıkışmış vaziyette. İstese bile 50 yıllık Baas rejimini ve eski rejimin bekçilerini temizlemesi kolay değil. Son 10 yılda reform adı altında parsayı ordunun Alevi kökenli komuta kademeleri ve Sünni iş çevrelerine  dağıttığı biliniyor. En azından kısa vadede bu ittifak bozulmadan rejimin düşmesini beklemek hayalcilik olacaktır.
Gelişmeleri Arap iç savaşı başladı olarak tanımlamak da yanlış olmayacaktır. Bölge dışı aktörler bir yana ayrıca bölgesel düzeyde güç mücadelesi de yaşanıyor. Bir tarafta İran-Suriye-Lübnan aksı diğer tarafta ABD destekli Suudi Arabistan-Ürdün ekseni çatışıyor. Libya’dan Bahreyn’e ve Yemen’e kadar özgürlük taleplerinin arkasında hem bölge içi güç mücadelesinin hem de bölge dışı hesapların rolü var. Gelişmeler çok karmaşık bir seyir izlerken Suriyeli laik yöneticilerin, bir yanda Washington’un daimi düşmanlığı ile karşı karşıya, diğer yanda İslamcı hareketleri defalarca katlettikleri  için Sünni çoğunluk tarafından da bertaraf edilme riski altındayken, iktidarda tutunabilmeleri gün geçtikçe zorlaşmakta.
Bilindiği gibi Ortadoğu ve onun uzantısı olan Kafkasya-Orta Asya coğrafyası emperyalizmin “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (BOP)”nin  çerçevesini oluşturmakta. Afganistan ve Irak işgalleriyle kadim ipek yolunun kontrol altına alınması sonucu proje yeni bir boyut kazandı. Ancak 21 yüzyıl jeopolitiğinin sıklet merkezini teşkil eden Ortadoğu-Kafkasya ve Asya’nın merkezindeki İran’ın denetim altına alınamaması bir yana Irak-Suriye-Lübnan-Gazze hattı boyunca nüfuzunu Akdeniz’e kadar genişletmesi, Hizbullah, Hamas ve körfez ülkelerindeki Şii azınlık kanalıyla emperyalizmin çıkarlarını tehdit eder konuma yükselmesi emperyalizmin planlarında aksamaya yol açtı. Emperyalizmin Şii eksenini kırabilmesi için mutlaka İran’ın stratejik ortağı Suriye’nin izole edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bölgeye ilişkin planlar hayata geçemeyecektir. 2008 yılında Türkiye gözetiminde yapılan İsrail-Suriye görüşmelerini, Suriye bağlantılı olduğu iddia edilen Refik Hariri cinayetini bu gözle okumak gerekiyor.
Suriye’deki iktidarın çok özel niteliği ve bölgedeki alt-üst sebebiyle bölge ile ilgili hiçbir güç kısa vadede iktidar değişimini istemiyor. ABD ve İsrail’in tüm bölgesel konularda İran’la kanlı bıçaklı olmalarına karşın, Esad rejiminin iktidarda kalması konusunda anlaşıyor gözükmelerinin arkasında, Sünni Müslüman Kardeşler’in Esad sonrası dönemde en güçlü iktidar adayı olması, Esad’ın düşmesi halinde Alevilerden oluşan ordunun dağılacak olması  karşısında, Alevi-Sünni iç savaş tehlikesi, nüfusun yüzde 10’nu teşkil eden Kürt dinamiğinin Türkiye-Irak’a  etkisi olasılığı  kabus gibi bölgesel ve bölge dışı güçleri düşündürüyor. Ancak ne kadar korkulursa korkulsun isyan dalgasının gelmesiyle Suriye de değişmeye başlamıştır. Bu değişimin ekonomik, sınıfsal özellikleriyse suların durulmayacağına işaret ediyor.

 
Share