Yazarın Diğer Yazıları

next
prev
Kaddafi 2. Ömer Muhtar mı Olacak?

Beşinci haftasına giren Libya’daki halk ayaklanmasının seyri, otoriter-totaliter rejimlerin devrilmesiyle sonuçlanan Tunus ve Mısır’dan farklı bir seyir izliyor. Ülkenin doğu bölgesi isyancıların elinde. Batı bölgesinde etkin olan Kaddafi yanlısı güçler her geçen gün kaybettikleri mevzileri tek tek geri alıyor. Kaddafi bütün hırsıyla iktidarını koruma savaşını sürdürüyor.
ABD elebaşılığındaki emperyalist-kapitalist sistem de Kaddafi’ye karşı kanlı dişlerini gösterip tutumunu gün geçtikçe sertleştiriyor.Güvenlik Konseyi’nde Libya rejimine karşı ittifakla ambargo kararının alınmasından sonra NATO ve AB, Kaddafi’nin askeri gücünü kırmak ve isyancılara dolaylı bir destek sağlamak için “uçuş yasağı” konmasını tartışıyor. Bu arada İslam Konferansı Örgütü ve Körfez Ülkeleri Birliği de uçuş yasağının uygulanmasından yana tavır koydu.
NATO ve AB’de Libya’ya uygulanacak yaptırımlar tartışılırken  Fransa aniden ortaklarına danışmadan ve özellikle de Almanya’nın muhalefetine karşın inisiyatifi kaparak, Bingazi kentinde kurulan “Geçici Ulusal Konseyi” tanıdı.Yıllarca Kuzey Afrika’daki diktatörlüklerle yakın ilişki içerisinde olan ve son olarak devrik Tunus rejimine sonuna kadar destek veren Sarkozy, Tunus’daki nüfuzunun ABD lehine kaybından sonra adeta kumar oynayarak hem yakın gelecekteki cumhurbaşkanlığı seçimleri için diplomatik bir başarı sağlamak hem de Akdeniz’deki siyasi ve ekonomik profilini yükseltmenin peşinde.
ABD’nin gerçek niyeti ise bilinen petrol ve doğalgaz rezervinin büyük bir bölümüne sahip bölgeyi egemenliği altına almak, Kuzey Afrika ve Avrasya’yı da kapsayan geniş bir bölgeyi ekonomik ve siyasal açıdan kendi çıkarı doğrultusunda, iç dinamikler yetersiz kalırsa gerekirse kuvvet kullanarak yeniden düzenlemek,diğer emperyal güçlerin bölge üzerindeki etkilerini azaltmak, Çin, Japonya. AB’nin gelişmesini enerji kaynaklarına egemen olarak kontrol etmek,kısaca tek merkezli dünya egemenliğini sürdürmek.
Yaklaşık 8 milyonluk Libya (2 milyonu yabancı) zengin petrol ve gaz rezervlerine sahip bir devlet.1.5  trilyon metreküplük doğalgaz rezervinin yanında 50 milyar varilde büyük çoğunluğunu AB rafinerilerinin işlediği çok değerli beyaz petrole sahip. Jeostratejik konumu da oldukça önemli. Zira Afrika’nın Akdeniz’e açılan limanı konumunda. Aşiretler devleti olan Libya’nın sosyal dokusunu oluşturan 3 aşiretten en büyüğüne mensup Kaddafi 41 yıldır, aşiret temsilcilerinin oluşturduğu ve her aşiretin  güçleri oranında petrol gelirlerinden pay aldığı GENEL HALK KONGRESİ eliyle otoriter-totaliter rejimini sürdürebildi. Bunda özellikle ülkenin batı bölgesine yaptığı muazzam yatırımların sağladığı kitle desteğinin ve sadaka kültürünün de etkisi oldu.
1969 senesinde Kral 1.İdris’e karşı askeri darbe yaparak iktidara el koyan Kaddafi iktidarının ilk 20 senesinde Arap birliği ve milliyetçiliği için çalıştı. Bağlantısız ülkelerle birlikte ırkçılığa, sömürgeciliğe ve toplumsal sömürüye tavır aldı. İngiliz askeri üslerini ülkeden çıkardı. Petrol şirketlerini millileştirdi. Dünyadaki tüm anti emperyalist hareketlere destek verdi.1986’da ABD’nin Libya’yı bombalaması ve 1988 senesinde İskoçya üzerinde düşürülen uçağa Libya vatandaşı Megrahi’nin bomba koyduğunun anlaşılması Kaddafi için kırılma anı oldu. İktidarı kaybetmekten korkup 2003’de politik çizgisini değiştirdi ve ABD’nin tüm taleplerini kabul edip uzlaşma yoluna gitti.
Kaddafi’nin uzlaşma çabalarına rağmen ABD hiçbir zaman ona güven duymadı ve stratejik planı doğrultusunda alttan alta rejimin altını oymaya devam etti. Zaten otoriter, keyfi yönetim, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikler; yolsuzluk, yoksulluk yıkım için potansiyel gücü harekete geçirmeye uygun ortamı sağlıyordu. Libya halkının kendiliğinden isyanı başladığında harekete geçerek fazla ön plana çıkmadan operasyona başladı. İsyanın ilk anlarında 6. Filonun Libya kıyılarına yaklaşıp isyancılara hafif silahlar sağlaması, İngiliz gizli servis elemanlarının yakalanması, Suudi Arabistan’dan açıkça isyancılara silah vermesini talep etmesi bunu doğrulayan işaretlerdir.
Libya’daki rejimin niteliği ve isyan eden kitlelerin haklılığı bir yana gelinen somut durumda bugün için Libya  emperyalizmin açık işgal tehdidiyle karşı  karşıyadır. Emperyalizm, bugün çok yaygın olan emperyalist bir yöntem, ”özgürlük”, ”demokrasi”, ”insan hakları” vs. adına halkların kendi kaderlerine hakim olma mücadelelerini, ajanları ve uşakları vasıtasıyla saptırarak kendi pazar kavgalarına alet etmek peşindedir. İşgal tehlikesi karşısında Libya halkı işgalci güce karşı bütün güçleri içine alan bir milli cephe oluşturma göreviyle karşı karşıyadır ve bu durumda demokratik görevler milli göreve tabi olacaktır. Libya’da sınıf farklılaşması gelişmemiş olsa da patriarkal ve feodal önderler ve Kaddafi bugün gelişmiş ülkelerdeki burjuvazinin oynadığı role benzer bir rol oynamaktadır. Libya tarihinde köşe taşı olan Ömer Muhtar geçmişte İtalyan sömürgeleştirme savaşına karşı nasıl yiğitçe direndiyse bugün için Kaddafi’de emperyalist işgale karşı aynı şeyi yapıyor. Bize düşen onun onurlu kavgasını desteklemek olmalıdır.

 
Share