Politik tutsaklarla mektuplaşma

Cezaevlerinden gelen mektuplar ‘Görülmüştür’ mührüyle geliyor. Genellikle okumayı engellemeyecek yerlere mühür vuruluyor. Bazen de arka boş sayfalara. Ama kimi zaman da mühür, sahibinin içindeki kötülük potansiyelini gösteriyor. Buna örnek olarak Serkan Kaya ve Kamil Turanlıoğlu’nun, Sincan 1 no’lu F tipi cezaevinden yolladıkları karikatüre iyi bakmalısınız. Mühür, sayfada fazlasıyla boş yer varken, çocuk Öykü’ye sunulan çiçeğin üzerine, hem de tam tomurcuğa vurulmuş.

Adil Okay

Bir yıldır sürdürmeye çalıştığım(ız) politik tutsaklarla yazışma, dayanışma çabamız devam ediyor. Bu süreçte F tipleri, ve diğer cezaevi tipleri hakkında çok şey öğrendim. Ancak politik tutsakların baskılara rağmen her tip cezaevinde üretmeye devam ettiğini de gördüm. Zaten tecrit sayılan cezaevlerinde verilen özel cezalara rağmen. Görüş yasağına, mektup yasağına, kimi cezaevlerinde renkli kalem, 5’ten fazla kitap v.b bulundurma yasağına rağmen. Bu süreçte politik tutsakların yeterince mektup alamadıklarından dolaylı olarak şikayetçi olduklarını fark ettim. Bunu da bir yakınma olarak ifade etmiyorlar. Bir tutsak için en önemli moral kaynağı: Ziyaretçi ve mektuplardır diyorlar. Gelen mektuplara sevinçlerini ifade ediyorlar.

Yaz boyunca gelen mektuplar çoğaldı. 100’e yakın politik tutsak çocuk (kızım) Öykü’ye mektuplar yazdılar. İtiraf edeyim çocuk Öykü’nün mektupları tutsaklara daha çok moral verdi. Öykü’ye zindanlardan birçok hediye geldi. Elle yapılmış bilezikler, kolyeler, karikatürler, yağlı boya tablolar, şiirler. (Bunları da paylaşıma açacağız. Olanak bulunca sergileyeceğiz.) Bu kadar çok adrese her ay bir mektup hedefim(iz) gerçekleşemedi. Yolladığımız mektup ve kitap sayısı 250 ye yaklaştı. Ee tabi bütçemiz de zorlandı.

Çocuk Öykü’nün mektupları sadece politik tutsakları etkilemedi. Dışarıda da ilgiyle izlendi. Web sitelerinin yanı sıra birçok gazete ve dergide yayınlandı. Dolayısıyla dikkatleri F tiplerine, politik tutsakların sorunlarına çekme hedefine az da olsa ulaştı. Çocuk Öykü’nün bazen annesi, bazen babası tarafından, onun diliyle kaleme alınan mektupları sürecektir. Öykü’nün yaşını soran arkadaşlar oldu. Öykü henüz okuma yazma bilmiyor. Ama adına gelen bütün mektuplar ona okunuyor. O da yorum yapıyor. Günlük hayatta ki tepkileri, soruları, yanıtları mektuplaştırılıyor. Yani mektuplardaki cümlelerin çoğu Öykü’ye ait.

Gelen mektupları sizinle paylaşmamın bir diğer nedeni: Hem politik tutsakların ne koşullarda yaşadığı hakkında bilgi edinmeniz, (sağlık sorunlarından, hücrelerde nasıl yaşadıklarına, günlük yaşantılarına ve morallerine kadar)  hem de verdiğim adreslere – içinden birine de olabilir−  sizin de yazmanız. Önce zor geliyor ama sonra yazıştığınız insanla arkadaş oluyorsunuz. Hem onun için, hem sizin için bir moral kaynağı haline geliyor yazışmak. (Özellikle zamanı çok olan ve bundan şikayet eden arkadaşların dikkatine.)

Bu bir yıllık süreçte tanıdığım tanımadığım birkaç arkadaş mektuplarını paylaştığım, adreslerini verdiğim politik tutsaklara kartpostal yollamış. Kitap yollayan, mektup yazan da olmuş. Ayrıca benden adres isteyen, mektup yazmak, kitap yollamak isteyen şair ve yazarlar da oldu. Duyarlı arkadaşlar da. Bu beni sevindirdi. Politik tutsakları daha çok sevindirdiğini, mektuplarından anladım. Bir aydır gelen mektupları sizinle paylaşamadım. 12 Eylül’de sahneye konulan (ve bu günlerde turneye çıkmaya hazırlanan) ‘Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler – Ölülerimiz Konuşuyor’ adlı tiyatro oyunumuz çok zamanımızı aldı. Öykü’nün annesi de (başka bir işte günde sekiz saat çalıştığı halde) oyunda yer alınca, aylarca süren provalar nedeniyle, değil mektup yazmak, Öykü’yle ilgilenecek zamanı bile kalmadı. Ayrıca el yazısı ile gelen mektupları bilgisayar ortamına geçirmek de çok zaman alıyor. Ama bir kaç arkadaşın desteğiyle bunu da başaracağız. Elbette daha önce vurguladığım gibi, cezaevleriyle dayanışma komiteleri var. Tek tek veya grup, kurum olarak benim, bizim yaptığımızın çok fazlasını yapan vardır. Ben neden bir kişi daha olmasın diyorum. Ve gelen mektuplardan bu konuda dışarının yeterince desteğinin olmadığı sonucuna varıyorum.

Gelen mektuplar, ‘Görülmüştür’ mührüyle geliyor. Kimi zaman ‘sakıncalı’ sayılan cümleler karalanmış oluyor. Genellikle okumayı engellemeyecek yerlere mühür vuruluyor. Bazen de arka boş sayfalara. Ama kimi zaman da mühür, sahibinin içindeki kötülük potansiyelini gösteriyor. Buna örnek olarak Serkan Kaya ve Kamil Turanlıoğlu’nun, Sincan 1 no’lu F tipi cezaevinden yolladıkları karikatüre iyi bakmalısınız. Mühür sayfada çok boş yer varken, Öykü’ye sunulan çiçeğin üzerine, hem de tam tomurcuğa vurulmuş.

Bir not da, ‘Uzun zamandır elle mektup yazmadım, nasıl yazacağımı, başlayacağımı bilemiyorum’ diyen arkadaşlara. İnanın ki ne yazsanız onlar için moral olur. Günlük yaşantınızdan bir kesit yazıp yollamanız yeter. Kuru ajitatif söylemlere gerek yok. Zaten bu insanların her biri oturup bildiri yazacak kapasiteye sahip. Bu anlamda 10 yıldır 15 yıldır içeride olan insanlara dış dünyadan haber vermek, günlük yaşantı hakkında bilgi vermek, paylaşmak da çok önemli. Örneğin birçok hastalığı olan politik tutsaklar bile çocuk Öykü’ye yazarken yol gösterici, ufuk açıcı cümleler kuruyorlar. Hepimizin tanıdığı, kanserle savaşan ve tahliye edilmeyen politik tutsak Erol Zavar’ın çocuk Öykü’ye yazdığı mektubu kısa bir süre önce sizinle paylaşmıştım. Erol Zavar hastalık nedeniyle çektiği acıya rağmen, Öykü’ye yazdığı mektupta örnek bir insan nasıl olur gösteriyor. Her cümlesinde bir derinlik, sorgulama hissediliyor, ufuk açıyor, yol gösteriyor. Keza cezaevinde Erol Zavar gibi otuz kadar ağır hasta var. Onlardan biri de çölyak hastası ismet Ayaz. Ekte İsmet Ayaz’ın kendisine destek olanlara ve çocuk Öykü’ye yazdığı mektupları da bulabilirisiniz.

Çocuk Öykü’ye gelen mektuplar (yeni ve eskileri) www.adilokay.com sitesinde. Yazı ağırlıklı olanları bilgisayar ortamına geçildikçe sizinle paylaşıyoruz, paylaşacağız. Çok özgün ve önemli çalışmalar olan politik tutsakların yaptığı karikatürler, tablolar, fotoğraflar da yakında sitede yayınlanacaktır. Yıl bitiyor. Bir kartpostalla dayanışmaya katılmanız dileğiyle.

 
Share