Beşikçi’ye selam

 Adil Okay

“Dr. İsmail Beşikçi’nin Kürt sorunu üzerine yazdığı 36 kitaptan 32'si yasaklandı. Yazdıkları için 100 yıl ceza aldı, hapiste hayatının 17 yılını geçirdi. Beşikçi, son olarak, Çağımızda Hukuk ve Toplum dergisinin, kış-2010 tarihli sayısında çıkan Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler başlıklı yazısı yüzünden 15 ay ceza aldı.”

Birkaç gün önce İsmail Beşikçi’ye yazdığı bir yazı nedeniyle yeni bir ceza verilmesi üzerine düzenlenen imza kampanyasına destek daveti aldım. Elbette tereddütsüz hemen imzamı verdim ve yıllar öncesine sürgün yıllarıma doğru gittim. 1980’lı yıllarda bu küçük dev adama karşı birçoğumuzda olduğu gibi bende de bir hayranlık vardı. Türk kökenli bir bilim adamı “Kürtler var ve Kürtçe bir dildir” diyor, sadece demekle kalmıyor, üstelik bu konuda bilimsel yazılar yazıyordu. Mahkemelerde onu yargılamaya çalışanları yargılıyordu. Beşikçi hayatının 17 yılını zindanlarda geçirdi ve baş eğmedi. O dönemde ona (birkaç istisna dışında) ne meslektaşları, ne bu günün ‘çok demokrat’ geçinen gazetecileri - yazarları destek olmadılar. Yok saydılar. Beşikçi onların vicdanını sızlatıyor, yüzlerini kızartıyordu. O gün susan yazar ve gazeteciler, bir zamanlar yok saydıkları Kürt sorunu hakkında bu gün uzman görünerek bol maaşlı köşe kapma yarışındalar.

İsmail Beşikçi için uzun yıllar önce bir şiir yazmıştım. Sözünü ettiğim bu şiir 2000’de “Kaç kişi Kaldık” adlı Ütopya yayınevinden yayınlanan kitabımda yer almıştı. O tarihte henüz ülkeye giriş yasağım vardı ve ben Beşikçi ile tanışmıyordum. Benden önce ülkeye dönen sürgün arkadaşım Temel Demirer kitabımı Beşikçi’ye iletmiş bunun üzerine duygulanan İsmail hoca da bana uzun bir mektup yazmış teşekkür etmişti. Elbette ona asıl teşekkür etmesi gereken bendim. Bizlerdik.

İsmail Beşikçi için yazdığım şiiri okumayanlar için yeniden paylaşma zamanı geldi.

“VEFA

Seninle ne içeride kesişti yollarımız

Ne rakı sohbetlerinde ahkam kestik birlikte

Kitaplarını da okumadım

İmza kuyruğuna da girmedim

Ama sevdim seni Beşikçi

Duruşunu sevdim

Küçük mahkemelerde büyük…

Ah Beşikçi

Şimdilerde ne adın geçiyor

“Aynalı gazetelerde”

Ne görüntün “devlet” ekranlarında

“Aydınların” geyik muhabbetlerinde

Postmodernizm biraz

Biraz da globalleşme…

Sen içeride volta atarken gölgenle

Karabasanlarım yirmi yıldır Eylül

Ya onlar nasıl uyuor Beşikçi

Ya onlar

Nasıl uyuyor…

Geç kaldım bağışla Beşikçi

Yarın gidip yasak kitaplarını

Korsan alacağım…

 
Share